Thumbnail
  • 15.08.2026

2025’te yaşadığı motor arızasının ardından pes etmeyen Zenith Roket Takımı, 2026’da IREC’e daha güçlü bir şekilde dönerek yarım kalan uçuşunu başarıyla tamamladı. 10.508 ft irtifaya ulaşan ekip, 10K COTS kategorisinde 84 takım arasında 7’nci, genel sıralamada ise 144 takım arasında 11’inci oldu.

Bazı başarı hikâyeleri kusursuz bir başlangıçla değil, beklenmedik bir başarısızlıkla şekillenir. Zenith Roket Takımı’nın hikâyesi de tam olarak böyle gelişti. 2025 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen International Rocket Engineering Competition’a (IREC) ilk kez katılan takım, aylar süren tasarım, analiz, üretim ve test çalışmalarının ardından roketini yarışma rampasına yerleştirmeyi başarmıştı. Daha önce gerçek bir roket atış alanında bulunmamış, yarışmada kullanacağı motoru dahi Amerika’ya ulaştığında ilk kez görebilmiş genç mühendis adayları için o an, yıllardır verilen emeğin karşılığı niteliğindeydi. Geri sayım tamamlanmış, motor ateşlenmiş ve Zenith’in roketi gökyüzüne doğru yükselmeye başlamıştı. Ancak motor haznesindeki gözle fark edilmesi mümkün olmayan bir çatlak nedeniyle uçuş, kalkıştan kısa süre sonra meydana gelen motor arızasıyla yarıda kalmıştı. Aylar boyunca üzerinde çalışılan sistemin birkaç saniye içerisinde gökyüzünde parçalanması takım üyeleri için yalnızca teknik bir başarısızlık değildi; üretim için sanayide geçirilen gecelerin, sponsor bulmak için çalınan kapıların, yapılan testlerin ve Amerika’ya ulaşabilmek için verilen büyük mücadelenin bir anda gözlerinin önünden geçmesine neden olmuştu. Buna rağmen yarışma alanından ayrılırken hiçbiri Zenith’in hikâyesinin orada sona erdiğine inanmıyordu. Aksine, 2026’ya uzanacak yeni hikâye tam olarak o gün başlamıştı.

Türkiye’ye dönen Zenith ekibinin yanında yalnızca kurtarabildiği roket parçaları yoktu. Bir yıl boyunca kitaplardan, derslerden veya simülasyonlardan edinilmesi mümkün olmayan önemli bir yarışma tecrübesi de beraberinde gelmişti. Artık uluslararası bir roket yarışmasının nasıl ilerlediğini, yarışma alanındaki teknik kontrolleri, zaman baskısını ve gerçek bir uçuşun mühendislik ekibinden neler talep ettiğini biliyorlardı. Bir önceki yıl bilinmeyen pek çok unsur, yeni sezon için önemli bir tecrübeye dönüşmüştü. Motor arızasının takımın kontrolü dışında gerçekleşmiş olması sonucu değiştirmiyordu; Zenith, daha güvenilir bir sistemle Amerika’ya dönmeye kararlıydı. 2025 yılında yarım kalan uçuş, takım üyelerinin zihninde bir başarısızlık olarak değil, tamamlanması gereken bir görev olarak kalmıştı.

2026 sezonu başladığında Zenith yalnızca yeni bir roket değil, kendisinin daha gelişmiş bir versiyonunu da oluşturmaya başladı. Takımın hedefi ise başlangıçtan itibaren son derece açıktı: IREC’e yeniden gidilecek, roket yeniden aynı gökyüzüyle buluşacak ve 2025 yılında yarıda kalan uçuş tamamlanacaktı.

Yaklaşık 10.000 ft görev irtifası hedeflenerek geliştirilen yeni yarışma roketinin her alt sistemi, geçmiş sezonlardan elde edilen tecrübeler doğrultusunda yeniden değerlendirildi. Kompozit gövde yapısı, aerodinamik yüzeyler, aviyonik sistemler ve kurtarma sistemi birbiriyle uyumlu bir bütün oluşturacak şekilde geliştirildi. SolidWorks ortamında geometrik modellemeler yapılırken OpenRocket kullanılarak uçuş karakteristiği ve kararlılık analizleri gerçekleştirildi. MATLAB ile sistem seviyesinde hesaplamalar yürütülürken ANSYS ile yapısal ve aerodinamik doğrulamalar gerçekleştirildi. Ancak Zenith üyeleri için mühendislik hiçbir zaman yalnızca bilgisayar ekranındaki analizlerden ibaret olmadı. Geçmiş yıllar onlara, simülasyonda kusursuz görünen bir tasarımın gerçek üretim ortamında tamamen farklı problemlerle karşılaşabileceğini fazlasıyla öğretmişti.

Kompozit gövdelerin üretilmesi, metal parçaların işlenmesi, aviyonik sistemlerin geliştirilmesi, paraşütlerin entegrasyonu ve bütün alt sistemlerin birbirine uyumlu hâle getirilmesi aylar süren yoğun bir çalışma gerektirdi. Bazen küçük bir ölçü farkı bütün entegrasyon planının yeniden değerlendirilmesine neden oldu; bazen saatler süren çalışmaların ardından üretilmiş bir parça yeterli bulunmayarak yeniden üretildi. Bir sorunun çözülmesi başka bir problemin ortaya çıkmasına yol açarken takım üyeleri, mühendisliğin gerçek doğasıyla her gün biraz daha yakından tanıştı. Üniversitede öğrendikleri teorik bilgilerin gerçek bir sistemde karşılığını görmek, onlar için en değerli eğitimlerden biri hâline geldi. Zenith üyeleri zaman içerisinde başarısızlığın bir sistemin ilk denemede çalışmaması olmadığını; asıl başarısızlığın, neden çalışmadığını anlamadan yola devam etmek olduğunu öğrenmişti.

Bu süreç aynı zamanda Zenith’in yalnızca bir roket takımı olmadığını bir kez daha gösteriyordu. Takım, farklı mühendislik problemlerini çözmeye çalışan öğrencilerin zaman içerisinde birbirlerine güvenmeyi öğrendiği büyük bir yapıya dönüşmüştü. Bir parçanın yetişmesi gerektiğinde görev tanımlarının önemini kaybettiği, günlerdir uykusuz kalan öğrencilerin sınavdan çıkıp üretime devam ettiği, gece yapılan bir test başarısız olduğunda ertesi gün aynı sistemin başına yeniden geçildiği bir çalışma kültürü oluşmuştu. Onlar için mühendislik bazen karmaşık bir analiz sonucunu yorumlamak, bazen sanayide saatlerce üretim yapmak, bazen de bütün ekip yorulmuşken bir deneme daha yapabilmek anlamına geliyordu. Zenith’i yıllar boyunca ayakta tutan asıl unsur da tam olarak bu ortak çalışma ruhuydu.

Haziran 2026 geldiğinde takım, bir yıl önce büyük bir hayal kırıklığı yaşadığı Amerika’ya doğru yeniden yola çıktı. Ancak bu kez yarışma alanına adım atan ekip, bir önceki yılki ekipten çok farklıydı. Yarışmanın nasıl ilerlediğini, teknik kontrollerde kendilerini nelerin beklediğini, sahada ne kadar hızlı karar vermeleri gerektiğini ve en küçük ayrıntının bile uçuş sonucunu nasıl etkileyebileceğini biliyorlardı. Tecrübe belirsizliği azaltmış olsa da heyecanı azaltmamıştı. Aylar boyunca geliştirilen bir roketin gerçek uçuşunu izlemenin yarattığı duyguyu hiçbir simülasyonun vermesi mümkün değildi.

Roket, yarışma boyunca gerekli teknik ve güvenlik kontrollerinden başarıyla geçti. Tamamlanan her kontrol, takımı bir yıl önce ulaşamadığı ana biraz daha yaklaştırıyordu. Sonunda Zenith’in roketinin yeniden rampaya taşınacağı gün geldi. Yarışma alanında farklı ülkelerden gelen onlarca takım ve çok sayıda roket bulunuyordu. Dışarıdan bakan biri için rampaya yerleştirilen araç, yarışmadaki diğer roketlerden yalnızca biri olabilirdi. Ancak Zenith üyeleri için o rampada duran şey yalnızca 2026 yılında üretilmiş bir mühendislik sistemi değildi. Orada 2023 yılında başlayan bir hayal, uykusuz geçirilen uzun geceler, başarısız testler, yeniden üretilen parçalar, bulunmaya çalışılan sponsorlar ve bir yıl önce aynı gökyüzünde yarım kalan bir uçuş bulunuyordu.

Geri sayım başladığında takım üyelerinin zihninden geçenleri dışarıdan görmek mümkün değildi. Ancak bir yıl önce yaşanan uçuşun görüntüsü hâlâ herkesin hafızasındaydı. Motorun ateşlenmesinden kısa süre sonra yaşanan patlama, bu kez yapılacak uçuşun üzerindeki en büyük psikolojik eşikti. Geri sayım sona erdiğinde motor ateşlendi ve Zenith’in roketi rampadan ayrıldı. İlk saniyeler takım için normal bir uçuşun birkaç saniyesinden çok daha fazlasıydı. Roket yükselmeye devam ettikçe bir yıl boyunca taşınan yükün de hafiflediği hissediliyordu. Motor yanışı tamamlandı ve roket gökyüzündeki yolculuğuna devam etti. Bir önceki yıl ulaşılamayan o birkaç saniye artık geride kalmıştı.

Roket görev irtifasına doğru yükseldikten sonra uçuşun tepe noktasına ulaştı ve kurtarma sistemi devreye girdi. Sistemlerin planlanan şekilde çalışmasıyla uçuş güvenli biçimde devam etti. 2025 yılında arazide parçalanmış roket bileşenlerini arayan takım, bu kez tamamlanmış bir uçuşun ardından sistemlerinden gelen verileri inceliyordu. Bir yıl boyunca tamamlanmayı bekleyen hikâye, artık aynı yarışmada ve aynı gökyüzünün altında farklı bir sonuca ulaşmıştı.

Uçuş verileri incelendiğinde Zenith’in roketinin 10.508 ft irtifaya ulaştığı görüldü. Yarışmanın sonunda Zenith Roket Takımı, IREC 2026 10K COTS kategorisini uçuşa hak kazanan 84 takım arasında 7. sırada, tüm kategorilerde yarışan 144 takım arasında ise 11. sırada tamamladı. Elde edilen derece, takımın yıllar boyunca yürüttüğü mühendislik çalışmalarının önemli bir karşılığıydı.

Zenith kelimesi, gökyüzünde gözlemcinin tam üzerinde bulunan en yüksek noktayı ifade eder. Takımın kuruluşunda seçilen bu isim zaman içerisinde çok daha farklı bir anlam kazandı. Zenith artık yalnızca ulaşılmak istenen yüksekliği değil; düştükten sonra yeniden ayağa kalkmayı, çalışmayan bir sistemi yeniden tasarlamayı, kırılan bir parçayı yeniden üretmeyi ve yarım kalan bir uçuşu tamamlamak için bir yıl boyunca mücadele etmeyi temsil ediyordu.

2025 yılında Amerika’dan ayrılırken Zenith’in hikâyesinin nasıl devam edeceği henüz bilinmiyordu. Bir yıl sonra ise takım cevabını yine aynı yerde, gökyüzünde buldu. Çünkü başarı her zaman ilk denemede hedefe ulaşmak anlamına gelmiyordu. Bazen gerçek başarı, hedefe ulaşılamayan günün ardından vazgeçmemek, yaşananları bir tecrübeye dönüştürmek ve bir yıl sonra aynı hedefin karşısına çok daha güçlü bir şekilde yeniden çıkabilmekti. Zenith yeniden Amerika’ya dönmüş, roketini yeniden rampaya yerleştirmiş ve geri sayımı bir kez daha dinlemişti. Bu kez gökyüzü, yarım kalan hikâyenin son cümlesini yazmıştı.

Zenith Roket Takımı’nın bu anlamlı başarısında emeği geçen, başta UTED ailemizin bir parçası olan Şevval Altan olmak üzere tüm takım üyelerini, Atılım Üniversitesi’ni ve takımın danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Oğuz Taşcı’yı gönülden tebrik ederiz.

Önerdiklerimiz

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği