Thumbnail
  • 15.09.2026

Uçak bakımında yorgunluk, yalnızca çalışma süresiyle ölçülebilecek bir sorun değildir. Gece vardiyaları, uzun çalışma süreleri, yetersiz dinlenme ve yüksek iş yükü; teknisyenlerin dikkat, karar verme ve durumsal farkındalığını etkileyerek bakım emniyetini riske atabilir. Önerilen AM-FRMS yaklaşımı, yorgunluğu veriye dayalı olarak izleyip riskleri değerlendirerek uygun operasyonel önlemlerle yönetmeyi amaçlamaktadır.

Havacılık bakım faaliyetleri; yüksek düzeyde dikkat, teknik yeterlilik, doğru karar verme ve prosedürlere eksiksiz uyum gerektiren emniyet kritik operasyonlardır. Uçak bakım teknisyenleri; gece vardiyaları, düzensiz çalışma saatleri, uzun görev süreleri, fazla mesai, zaman baskısı ve beklenmeyen operasyonel gereksinimler nedeniyle yorgunluk riskine maruz kalabilmektedir.

Yorgunluk; dikkat, hafıza, durumsal farkındalık ve karar verme gibi bilişsel fonksiyonları olumsuz etkileyerek bakım hatalarının meydana gelme olasılığını artırabilecek önemli bir insan faktörüdür.

Havacılık sektöründe yorgunluk risk yönetimi çoğunlukla uçuş ekipleri üzerinden ele alınmasına rağmen, bakım personelinin çalışma koşulları da sistematik ve risk temelli bir yorgunluk yönetimi yaklaşımını gerekli kılmaktadır.

Bu çalışmada, uçak bakım teknisyenlerinde yorgunluğun operasyonel emniyet üzerindeki etkileri değerlendirilmekte ve bakım organizasyonlarında uygulanabilecek bir Aircraft Maintenance Fatigue Risk Management System (AM-FRMS) modeli önerilmektedir.

Önerilen yaklaşım; yorgunluk verilerinin toplanması, tehlikelerin belirlenmesi, risk değerlendirmesi, operasyonel önlemlerin uygulanması, yorgunluk raporlaması ve trend analizinin sürekli iyileştirme süreci içerisinde birleştirilmesine dayanmaktadır.

Havacılık emniyeti yalnızca uçuş operasyonlarının emniyetli şekilde gerçekleştirilmesine değil, aynı zamanda hava aracının uçuşa elverişliliğinin sürdürülebilmesine de bağlıdır. Bu nedenle uçak bakım teknisyenlerinin gerçekleştirdiği bakım, kontrol, arıza giderme ve sertifikasyon faaliyetleri, havacılık sisteminin önemli emniyet bariyerlerinden birini oluşturmaktadır.

Bakım faaliyetlerinin önemli bir bölümü, operasyonel gereklilikler nedeniyle vardiyalı çalışma sistemi içerisinde yürütülmektedir. Özellikle gece vardiyaları, uzun çalışma süreleri, ardışık vardiyalar, fazla mesai, personel yetersizliği, plansız arıza giderme faaliyetleri ve Aircraft on Ground (AOG) gibi zaman baskısının yüksek olduğu operasyonlar, teknisyenlerin yorgunluk seviyesini artırabilmektedir.

Yorgunluk yalnızca kişinin kendisini uykulu veya fiziksel olarak yorgun hissetmesi olarak değerlendirilmemelidir. Yetersiz uyku, uzun süre uyanık kalma, sirkadiyen ritmin bozulması ve yüksek iş yükü sonucunda fiziksel ve bilişsel performansta meydana gelen azalma, emniyet açısından önemli sonuçlara yol açabilir.

Uçak bakımında bu durum; kontrol adımlarının atlanması, yanlış komponent montajı, prosedürlerin hatalı uygulanması, takım veya ekipmanın uçakta unutulması, yanlış arıza teşhisi ve gerçekleştirilen işlemlerin eksik dokümante edilmesi gibi bakım hatalarına katkıda bulunabilir.

Bu nedenle temel soru yalnızca:

“Teknisyen çalışma süresi limitleri içerisinde mi?” olmamalıdır.

Bunun yanında;

“Teknisyen, mevcut yorgunluk seviyesiyle gerçekleştireceği bakım görevini emniyetli şekilde yerine getirebilecek durumda mı?” sorusunun da organizasyonel düzeyde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışma, uçak bakım teknisyenlerinde yorgunluğun sistematik olarak yönetilmesi amacıyla risk temelli bir Aircraft Maintenance Fatigue Risk Management System (AM-FRMS) yaklaşımının uygulanabilirliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

Uçak Bakımında Yorgunluk

Uçak bakım faaliyetleri, diğer birçok çalışma ortamından farklı özelliklere sahiptir. Ticari hava araçlarının gün içerisinde mümkün olduğunca operasyonel tutulması gerektiğinden, kapsamlı bakım faaliyetlerinin önemli bir bölümü gece saatlerinde veya uçuş programının daha düşük olduğu zaman aralıklarında gerçekleştirilebilmektedir. Bu durum, teknisyenlerin biyolojik olarak uykuya en yatkın oldukları saatlerde yüksek dikkat gerektiren teknik görevleri yerine getirmelerine neden olabilir.

Yorgunluğun oluşumunda tek bir faktörden söz etmek mümkün değildir. Uçak bakım teknisyenleri açısından başlıca risk faktörleri şunlardır:

• Gece vardiyaları,

• Uzun çalışma süreleri,

• Yetersiz dinlenme,

• Ardışık çalışma günleri,

• Fazla mesai,

• Vardiya değişiklikleri,

• Yüksek iş yükü,

• AOG operasyonları,

• Zaman baskısı,

• Uzun süreli troubleshooting faaliyetleri,

• Vardiyalar arasındaki yetersiz veya düşük kaliteli uyku.

Özellikle gece saatlerinde gerçekleştirilen bakım faaliyetleri açısından sirkadiyen ritim önemli bir faktördür. İnsan vücudunun doğal biyolojik ritmi nedeniyle gece ve sabaha karşı belirli saatlerde uyanıklık ve bilişsel performans azalabilmektedir.

Dolayısıyla bir teknisyen çalışma süresi açısından belirlenen limitlerin içerisinde olsa dahi, biyolojik olarak düşük performans gösterdiği bir dönemde emniyet açısından kritik bir bakım görevi gerçekleştiriyor olabilir.

Bu nedenle yorgunluğun yalnızca toplam çalışma saati üzerinden değerlendirilmesi yeterli değildir.

Yorgunluğun Bakım Emniyeti Üzerindeki Etkisi

Uçak bakımında gerçekleştirilen görevler sıklıkla yüksek konsantrasyon, prosedür takibi, teknik dokümanların doğru yorumlanması ve gerçekleştirilen işlemlerin bağımsız olarak doğrulanmasını gerektirir. Bu durum özellikle safety-critical maintenance tasks açısından büyük önem taşır.

Örneğin uzun bir gece vardiyasının sonunda gerçekleştirilen bir bakım işleminde, teknisyen gerekli teknik yetkinlik ve yetkilendirmeye sahip olsa bile yorgunluk nedeniyle prosedürdeki bir adımı atlayabilir.

Benzer şekilde bir inspection görevi sırasında küçük bir hasarın fark edilmemesi veya vardiya tesliminde önemli bir teknik bilginin aktarılmaması da yorgunluğun dolaylı sonuçları arasında değerlendirilebilir.

Bu nedenle yorgunluk, yalnızca bireysel bir problem olarak değil, organizasyon tarafından yönetilmesi gereken operasyonel bir tehlike olarak ele alınmalıdır.

Geleneksel Çalışma Süresi Limitlerinin Sınırlılıkları

Bakım organizasyonlarında yorgunluğun kontrol edilmesinde kullanılan temel yöntemlerden biri, çalışma ve dinlenme sürelerinin sınırlandırılmasıdır.

Bu yaklaşım önemli bir emniyet bariyeri oluşturmasına rağmen, tek başına teknisyenin gerçek yorgunluk seviyesini göstermeyebilir.

Örneğin aynı vardiyada çalışan iki teknisyen aynı çalışma süresine sahip olmasına rağmen farklı yorgunluk seviyelerinde olabilir. Bunun nedeni; önceki uyku süresi, vardiya öncesindeki uyanıklık süresi, önceki çalışma günleri, vardiyanın gerçekleştiği saat ve iş yükü gibi değişkenlerdir.

Bu noktada iki farklı yaklaşım birbirinden ayrılmalıdır:

Prescriptive Fatigue Management

Çalışma ve dinlenme sürelerinin önceden belirlenmiş limitlerle kontrol edilmesine dayanır.

Risk-Based Fatigue Management

Çalışma süresine ek olarak gerçek operasyonel koşulların, yorgunluk göstergelerinin ve gerçekleştirilecek bakım görevinin emniyet açısından kritikliği değerlendirilir.

Bakım faaliyetleri açısından daha etkili bir sistem, bu iki yaklaşımın birbirini destekleyecek şekilde kullanılmasını gerektirebilir.

Aircraft Maintenance Fatigue Risk Management System (AM-FRMS) Önerisi

Bu çalışma kapsamında uçak bakım organizasyonlarında uygulanmak üzere sistematik bir AM-FRMS yapısı önerilmektedir.

Yorgunluk Verilerinin Toplanması

Sistemin ilk aşamasında, organizasyonun yorgunluk riskini değerlendirebilmesi için güvenilir verilerin oluşturulması gerekir.

Bu kapsamda;

• Vardiya süresi,

• Gece/gündüz vardiyası,

• Fazla mesai süresi,

• Ardışık çalışma günü,

• Vardiyalar arasındaki dinlenme süresi,

• Vardiya öncesinde çalışan tarafından bildirilen yorgunluk seviyesi,

• Gerçekleştirilen bakım görevinin niteliği,

• Yorgunluğun katkıda bulunduğu olaylar veya bakım hataları

izlenebilir.

Buradaki amaç, çalışanların bireysel performansını değerlendirmek değil; organizasyon içerisindeki yorgunluk risklerinin hangi çalışma koşullarında arttığını belirlemektir

Yorgunluk Riskinin Değerlendirilmesi

Toplanan bilgiler kullanılarak teknisyenin operasyonel yorgunluk riski sınıflandırılabilir.

Ancak yorgunluk seviyesi tek başına değerlendirilmemelidir. Gerçekleştirilecek bakım görevinin emniyet açısından kritikliği de karar mekanizmasına dâhil edilmelidir.

Bu nedenle önerilen modelin temel yaklaşımı şu şekilde ifade edilebilir:

Fatigue Level × Task Criticality = Operational Fatigue Risk

Örneğin orta seviyede yorgunluğa sahip bir teknisyenin rutin ve düşük riskli bir görevi gerçekleştirmesi ile aynı teknisyenin uçuş kontrol sisteminde safety-critical bir bakım görevi gerçekleştirmesi aynı operasyonel risk seviyesinde değerlendirilmemelidir.

Operasyonel Risk Azaltma Tedbirleri

Risk seviyesinin yükselmesi durumunda organizasyon tarafından farklı risk azaltıcı önlemler uygulanabilir.

Bunlar;

• Görevin başka bir personele atanması,

• Safety-critical görevlere ek independent inspection uygulanması,

• İş yükünün yeniden dağıtılması,

• Uygun dinlenme arası verilmesi,

• Fazla mesainin sınırlandırılması,

• Vardiya planının değiştirilmesi,

• Yüksek dikkat gerektiren görevlerin mümkün olduğunda daha uygun zaman dilimlerine planlanması

şeklinde olabilir. Böylece yorgunluk bildirimi yalnızca kayıt altına alınan bir veri olmaktan çıkarak operasyonel karar mekanizmasının bir parçası hâline gelir.

Tartışma

Bakım organizasyonlarında uygulanacak bir FRMS’nin en önemli unsurlarından biri, sistemin cezalandırıcı olmayan bir emniyet kültürü içerisinde yürütülmesidir.

Teknisyenlerin yorgunluk seviyelerini açık bildirebilmesi için yapılan bildirimin otomatik olarak kişinin performans yetersizliği şeklinde değerlendirilmemesi gerekir. Aksi durumda çalışanların gerçek yorgunluk seviyelerini bildirmekten kaçınması ve sistemin güvenilir veri üretememesi mümkündür.

Ayrıca FRMS’nin amacı, çalışanların her yorgunluk bildiriminde görevden alınması değildir. Amaç; yorgunluk ile gerçekleştirilecek bakım görevinin oluşturduğu toplam operasyonel riski değerlendirmek ve gerekli durumlarda uygun risk azaltıcı önlemleri uygulamaktır.

Bu yaklaşım sayesinde bakım organizasyonu yalnızca meydana gelmiş olayları inceleyen reaktif bir yapıdan, yorgunluk kaynaklı riskleri olay meydana gelmeden önce tespit etmeye çalışan proaktif bir emniyet yönetim sistemine geçebilir.

Yorgunluk, uçak bakım teknisyenlerinin bilişsel ve fiziksel performansını etkileyebilecek önemli bir insan faktörüdür. Özellikle vardiyalı çalışma, gece bakımı, uzun çalışma süreleri, fazla mesai ve yüksek operasyonel baskının bulunduğu bakım ortamlarında yorgunluk riskinin yalnızca çalışma süresi limitleriyle yönetilmesi yeterli olmayabilir.

Bu çalışmada önerilen Aircraft Maintenance Fatigue Risk Management System (AM-FRMS) modeli, yorgunluğu bireysel bir problem yerine organizasyon tarafından yönetilmesi gereken operasyonel bir tehlike olarak ele almaktadır

Önerilen sistemin temel prensibi,

“Teknisyen çalışma süresi sınırları içerisinde mi?”

sorusunun ötesine geçerek,

“Teknisyen, mevcut operasyonel koşullar altında bu bakım görevini emniyetli bir şekilde yerine getirebilecek düzeyde uyanık ve dikkatli mi?”

sorusunu bakım karar mekanizmasının bir parçası hâline getirmektir.

Sonuç olarak uçak bakım organizasyonlarında çalışma süresi limitleri, çalışan yorgunluk bildirimleri, bakım görevinin kritikliği, operasyonel risk değerlendirmesi ve trend analizinin bütünleşik şekilde ele alınması; yorgunluk kaynaklı bakım hatalarının azaltılmasına katkı sağlayabilecek proaktif bir emniyet yaklaşımı sunabilir.

Önerdiklerimiz

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği