Thumbnail
  • 15.01.2026

Yazar : Olcay BAKŞİ Part-147 Tip Eğitmeni 

Bir uçağın uçuşa hazırlanması; pilotlar, kabin ekibi ve teknik personelin koordinasyon içinde yürüttüğü, insan faktörü, teknoloji ve prosedürlerin iç içe geçtiği çok aşamalı bir süreçtir. Brifinglerden rota ve performans hesaplamalarına, teknik kontrollerden yükleme ve pushback’e kadar her adım, olası riskleri en aza indirerek uçuş emniyetini en üst seviyede tutmayı amaçlar.

Bir uçuşa hazırlanmak, sadece yolcular için değil, aynı zamanda pilotlar ve uçağın kendisi için de titizlikle yürütülen, çok aşamalı bir süreçtir. Uçuş emniyetinin temelini oluşturan bu hazırlıklar, havacılık sektörünün en kritik operasyonlarından biridir. Gelin, kokpit ekibinin ve teknik personelin uçağı gökyüzüne nasıl hazırladığını detaylı bir şekilde inceleyelim.

Pilotların Uçuş Hazırlığı

Pilotlar, havaalanına ayak bastıkları an itibarıyla bir dizi zihinsel ve fiziksel hazırlık sürecine girerler. Bu süreç, doğrudan uçağa gitmekle başlamaz; aksine, kapsamlı bir ön brifing ve belge kontrolüyle şekillenir.

Brifing Odasından Kokpite

Uçuş öncesi hazırlıkların ilk adımı, uçuş ekibinin toplanma odasında başlar. Genellikle İkinci Pilot (First Officer), uçuşa dair tüm gerekli belgeleri, yani uçuş planlarını, güncel hava durumu raporlarını, NOTAM’ları (havalimanlarıyla ilgili günlük ve genel değişiklikleri) basılı olarak alır ve detaylı bir şekilde inceler. NOTAM’lar, pist kapanışlarından seyrüsefer sistemlerindeki geçici değişikliklere kadar birçok önemli bilgiyi barındırır. Bu bilgiler, uçuşun rotasını, alternatif meydanları ve potansiyel riskleri belirlemede hayati rol oynar.

Kaptan Pilot brifing odasına geldiğinde, İkinci Pilot tüm bu bilgileri Kaptan’a sunar. Kalkış, iniş ve olası bir acil durumda kullanılabilecek yedek havalimanlarının hava durumu ve operasyonel bilgileri ayrıntılı olarak gözden geçirilir. Bu brifing, pilotların uçuşa dair ortak bir anlayış geliştirmesini ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olmasını sağlar.

Bu görüşmelerin sonunda, uçağın ihtiyaç duyacağı yakıt miktarı üzerinde mutabık kalınır. Yakıt hesaplaması, uçuş mesafesi, yolcu ve kargo ağırlığı, beklenen rüzgârlar ve yedek yakıt gereklilikleri gibi birçok faktöre bağlı olarak yapılır. Kaptan Pilot, ayrıca o uçuşta uçağı kimin uçuracağına karar verir. Genellikle zorlu hava koşullarında Kaptanlar uçağı kendileri kullanmayı tercih ederken, daha sakin uçuşlarda İkinci Pilotun tecrübe kazanması için uçuş görevi ona devredilebilir. Önemli bir kural ise, hangi pilot başlarsa diğer pilotun dönüş uçuşunu yapmasıdır. Yani, İstanbul–Ankara uçuşunda İkinci Pilot kalkış yaparsa, dönüş uçuşunu Kaptan Pilot üstlenir.

Kokpitte İlk Adımlar

Pilotlar kokpite girdiklerinde yaptıkları ilk işlerden biri, iniş takımı pimlerinin (emniyet pimi) yuvalarından çıkarılıp kokpite yerleştirilip yerleştirilmediğini kontrol etmektir. Bu pimler, uçağın yerde hareket hâlindeyken iniş takımının istem dışı kapanmasını veya açılmasını önler. Hemen ardından checklist’lerin (kontrol listeleri) yerlerinde olup olmadığına bakılır. Bu listeler, her aşamada yapılacak kontrolleri adım adım gösteren, pilotların hata yapma payını en aza indiren kritik araçlardır.

Bir sonraki adım, logbook kontrolüdür. Uçağın adeta günlüğü olan bu defter, daha önceki uçuşlara dair kayıtları, kat edilen rotaları, yaşanan arızaları veya hasarları detaylı bir şekilde içerir. Pilotlar, bu defterdeki kayıtları titizlikle inceler ve uçağın geçmiş performansına dair bilgi sahibi olurlar. Logbook’a ek olarak, diğer uçuş dokümanlarının da eksiksiz ve geçerli olup olmadığı kontrol edilir. Uçağın uçuşa elverişlilik sertifikaları, bakım kayıtları ve diğer yasal evrakların güncel olması büyük önem taşır. Bu evrakların kontrolü, pilotların mutlak sorumluluğundadır ve herhangi bir eksiklik ciddi yaptırımlarla sonuçlanabilir.

Örneğin, SAFA (Safety Assessment of Foreign Aircraft) denetimlerinde, günü geçmiş bir sertifika veya uçuşa engel teşkil edebilecek bir belge eksikliği tespit edildiğinde pilotlar ciddi cezalarla karşılaşabilirler. Bu noktada “gözümden kaçmış” gibi bir mazeret kabul edilmez; pilotlar her bir belgenin geçerliliğinden bizzat sorumludur.

Kabin Ekibiyle Brifing ve Görev Paylaşımı

Kokpit hazırlıklarının ardından, pilotlar kabin ekibiyle bir araya gelerek kapsamlı bir brifing yaparlar. Bu brifingde uçuş süresi, seyir irtifası, uçakla ilgili genel bilgiler ve acil durum prosedürleri gibi konular ele alınır. Şirket prosedürleri tekrar gözden geçirilir ve herkes birbirine iyi uçuşlar diledikten sonra görev yerlerine döner.

Bu aşamadan sonra pilotlar kendi aralarında Pilot Flying (PF) ve Pilot Monitoring (PM) olarak görev dağılımı yaparlar. PF, uçağın doğrudan kontrolünden ve hazırlıklarından sorumlu olan pilottur. PM ise PF’in yaptığı tüm hazırlıkları kontrol eder, telsiz görüşmelerini yönetir ve uçağın dış kontrolü olan “walkaround” işlemini idare eder.

Walkaround

Walkaround, uçağın dışarıdan yapılan detaylı görsel kontrolüdür. Bu kontrol, genellikle uçağın sol ön tarafından başlar ve neredeyse her bir detayı kapsar. Uçağın burnu, kokpit ve kabin camları, uçuş yüzeyleri (kanatlar, kuyruk, flaplar, kanatçıklar), haberleşme antenleri, iniş takımları ve lastiklerin durumu, gövdedeki herhangi bir eziklik veya hasar, motorun iç ve dış yüzeyleri, tüm ışıklar ve diğer kritik noktalar titizlikle incelenir. Bu kontrolün temel amacı, uçuş emniyetini tehlikeye atabilecek gözle görülür bir hasar veya anormallik olup olmadığını tespit etmektir. Bir kuş çarpması, bakım sırasında gözden kaçan bir hata veya iniş takımlarında oluşan bir hasar gibi durumlar bu kontrol sırasında ortaya çıkarılabilir.

Kokpitteki İnce Ayarlar

Walkaround tamamlandıktan sonra, pilotlar tekrar kokpite dönerek uçağın bilgisayar sistemlerine gerekli verileri girmeye başlarlar. Uçağı çalıştırmak için gerekli enerji, genellikle Yer Güç Ünitesi (GPU) veya uçağın kendi bünyesinde bulunan Yardımcı Güç Ünitesi (APU) aracılığıyla sağlanır. Uçak bataryaları, sınırlı kapasiteleri nedeniyle genellikle yalnızca son çare olarak kullanılır; örneğin, bazı Boeing 777 modellerinde bataryalar 60 ila 120 dakika dayanabilir.

Pilotlar, koltuk ve pedal ayarlarını kendilerine göre yaptıktan sonra telsiz frekanslarını ve uçuş rotasını uçuş yönetim sistemine (FMS) girerler. Uçuş rotasına ek olarak, kullanılacak kalkış ve iniş pistleri, yedek yakıt miktarı ve rüzgâr durumu gibi bilgiler de sisteme işlenir. Uçaklar güncel rüzgâr verilerini otomatik olarak güncelleyebilse de pilotlar bu verileri sürekli olarak takip eder ve doğruluğunu kontrol ederler.

Rüzgâr bilgileri, pilotlar için son derece kritiktir. Yalnızca yakıt tüketimini ve uçuş süresini etkilemekle kalmaz, aynı zamanda olası bir başka meydana iniş durumunda da ön plana çıkar. Pilotlar, iniş yapmaları gereken havalimanına inememeleri durumunda, maksimum kuyruk rüzgârına sahip olabilecekleri meydanları tercih etmek isterler. Ayrıca rüzgâr, uçağın performansını doğrudan etkilediği için pilotlar kalkış, iniş veya seyir irtifasında beklenmedik rüzgârlarla karşılaşmak istemezler.

Uçağın bilgisayarına tüm bilgiler girildikten sonra, pilotlar tarafından tüm rota ve performans değerlerinin doğruluğu tekrar kontrol edilir ve gerekli düzeltmeler yapılır. Bu performans verileri, uçağın belirli bir hızda (örneğin V1 hızı) yerden kalkabileceği, belirli bir irtifaya hangi hızda ve kaç dakikada çıkabileceği gibi hayati bilgileri içerir. V1 hızı, uçağın artık kesinlikle kalkmaya devam etmesi gereken hızdır. Yani uçak bu hızın üzerine çıktığında, pilotun kalkışı iptal edip durması imkânsızdır; durmaya çalışırsa pist biter ve kaza riski artar. Bu kritik hesaplamalar, pilotların girdiği veriler ışığında uçak tarafından yapılır ve mutlak uyulması gereken değerlerdir.

Son Kontroller ve Kapı Kapanışı

Hazırlıkların son aşamasında, harekât görevlisi uçağa gelir ve Final Load Sheet (Nihai Yükleme Belgesi) adlı bir evrakı pilotlara teslim eder. Bu belge, uçağın kargo ve yolcu yüklemesinin nasıl yapıldığına dair detaylı bilgileri ve uçağın son ağırlık verilerini içerir. Harekâtçı, pilotlara hazır olup olmadıklarını sorduktan sonra kapı kapanır ve uçuşa son hazırlıklar başlar.

Uçuş bilgisayarındaki tüm kontroller ve alınan son bilgilere göre gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra, uçuşu yapacak olan pilot diğerine kısa bir son brifing yapar. Bu brifing, kalkış pisti, rüzgâr durumu, sıcaklık, NOTAM’lar ve performans değerleri gibi uçuşun tüm kritik detaylarını kapsar.

Son olarak, clearance (izin) almak için delivery frekansıyla iletişime geçilir. Bu görüşme sırasında, uçağın hangi pistten kalkış yapacağı ve squawk kodu (hava trafik kontrolüne uçağın kimliğini belirten dört haneli bir kod) belirlenir. Delivery frekansı, uçağa bir kod verir ve yer kontrol frekansıyla iletişime geçmesini söyler. Kaptan veya PF, bu aşamada yolculara uçuş süresi ve hava durumu hakkında bilgilendirme anonsu yapar.

İkinci Pilot, ground (yer) frekansıyla iletişime geçer ve motor çalıştırmaya hazır olduğunu belirterek pushback (uçağın geriye doğru itilmesi) talebinde bulunur. Yer kontrolü gerekli izni verdikten sonra uçak yavaşça geriye doğru hareket etmeye başlar ve göklere olan yolculuğuna ilk adımı atar.

Uçağın Uçuş Hazırlığı

Bir uçağın sorunsuz bir şekilde uçması, sadece pilotların değil, aynı zamanda havaalanındaki teknik personelin de titiz çalışmalarının bir sonucudur. Pilotlar kokpitte kendi hazırlıklarını yaparken, dışarıda hummalı bir çalışma sürer.

Uçak Bakım ve Kontrolleri

Pilotlar kokpite girmeden çok önce, uçağın bir önceki uçuşundan sonra detaylı bir bakım ve kontrolden geçirilmesi gerekir. Bu süreç, kalifiye uçak bakım teknisyenleri tarafından yürütülür ve uçağın her bir parçasının incelenmesini içerir. Teknisyenler, uçağın motorlarını, iniş takımlarını, kanatlarını, gövdesini ve tüm seyrüsefer sistemlerini kontrol ederler. Herhangi bir aşınma, hasar veya arıza belirtisi titizlikle araştırılır ve tespit edilen sorunlar giderilir. Örneğin, bir önceki uçuşta rapor edilen küçük bir arıza, teknisyenler tarafından onarılır veya değiştirilir. Uçağın tüm sıvı seviyeleri (yağ, hidrolik sıvıları vb.) kontrol edilir ve tamamlanır.

Teknisyenler, uçakların bakım kayıtlarını ve uçuşa elverişlilik direktiflerini (AD’ler) yakından takip ederler. Bu direktifler, üretici veya havacılık otoriteleri tarafından yayımlanan ve belirli bir zaman diliminde yapılması gereken zorunlu bakımları veya parça değişimlerini içerir. Uçak, bu direktiflere uygun olarak düzenli aralıklarla kontrol edilir ve gerekli işlemler yapılır.

Yakıt Yüklemesi

Pilotların belirlediği yakıt miktarı, yakıt ekibi tarafından uçağa yüklenir. Yakıt yüklemesi, özel ekipmanlar ve sıkı güvenlik prosedürleri eşliğinde gerçekleştirilir. Yakıtın kalitesi, miktarı ve doğru yakıt türünün kullanıldığından emin olmak için birçok kontrol noktası bulunur. Yakıt tankerleri, uçağa bağlanmadan önce topraklanır ve statik elektriklenmeyi önlemek için gerekli tüm önlemler alınır. Yakıt yüklemesi sırasında hem yakıt ekibi hem de pilotlar arasında sürekli bir iletişim ve koordinasyon sağlanır.

Kargo ve Bagaj Yüklemesi

Yolcu bagajları ve kargo, özel yer hizmetleri ekipleri tarafından uçağın kargo bölümlerine yüklenir. Bu süreç, sadece fiziksel bir yükleme olmanın ötesinde, uçağın ağırlık ve denge merkezinin korunması açısından kritik öneme sahiptir. Kargo ve bagajlar, uçağın izin verilen ağırlık limitleri ve denge sınırları içerisinde dağıtılır. Bu denge, uçağın kalkış, seyir ve iniş performansını doğrudan etkiler. Yanlış bir yükleme, uçağın kontrolünü zorlaştırabilir veya aerodinamik özelliklerini olumsuz etkileyebilir. Harekât görevlileri, bu yükleme sürecini denetler ve Final Load Sheet belgesini hazırlayarak pilotlara sunar. Bu belge, uçağın toplam ağırlığını ve ağırlık merkezinin konumunu gösterir. Pilotlar, bu belgeyi inceleyerek uçağın yükleme durumunun güvenli sınırlar içinde olduğunu teyit ederler.

Son Kontroller ve Pushback Ekibi

Uçağın son dış kontrolleri tamamlandıktan ve yolcular yerleştikten sonra, pushback ekibi devreye girer. Bu ekip, uçağı pist yönüne doğru itmek için özel bir çekici araç kullanır. Pushback, uçağın kendi motorlarını kullanarak geri gitmesinin pratik ve güvenli olmadığı durumlarda kullanılır. Pushback sırasında pilotlar, yer kontrolü ve pushback ekibi arasında sürekli bir telsiz iletişimi sağlanır. Bu iletişim, uçağın güvenli bir şekilde manevra yapmasını ve çevredekiler için herhangi bir risk oluşturmamasını sağlar.

Uçuş Emniyetinin Çok Katmanlı Yapısı

Pilotların ve uçağın uçuşa hazırlanma süreci, havacılık sektörünün temel taşlarından biridir. Bu detaylı ve çok aşamalı süreç, insan faktörü, ileri teknoloji ve titiz prosedürlerin bir araya gelmesiyle şekillenir. Her bir aşama, potansiyel riskleri en aza indirmeyi ve uçuş emniyetini en üst düzeyde tutmayı hedefler. Kokpit ekibinin zihinsel hazırlığından, teknik personelin uçağı her yönüyle kontrol etmesine kadar uzanan bu kapsamlı süreç, milyonlarca yolcunun her gün güvenle seyahat etmesinin arkasındaki görünmez çalışmaları temsil eder. Bir sonraki uçuşunuzda pencereden dışarı bakarken veya kokpitten gelen anonsu dinlerken, bu karmaşık ve hayati hazırlık sürecinin farkında olmak, havacılığa olan bakış açınızı kesinlikle zenginleştirecektir.

Önerdiklerimiz

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği