Thumbnail
  • 01.03.2022

Kemerlerinizi bağlayın

Geleceğe gidiyoruz!

 

     Bir dönemin fenomen filmi “Geleceğe Dönüş”ü hatırlıyor musunuz? Marty McFly maceradan maceraya koşarken bizi de hayal gücümüzün ve geleceğin sınırlarında dolaştırıyordu. Zamanda yolculuk, ışınlanma, atıklardan yakıt üretimi... Bugün o filmde hayranlıkla izlediğimiz bazı şeyler hayatımızın sıradan bir parçası. Zamanda yolculuk teorileri üzerine ciddi çalışmalar yapılıyor, biyolojik atıkla çalışan araç ise üretildi bile. Şimdi tıpkı Dr. Brown gibi gözlüğümüzü takıp kemerlerimizi bağlıyor ve geleceğe, 20 yıl sonrasına gidiyoruz. Hazır mısınız!

     Yirmi yıl önce bir MP3 çaları var diye sevinen insanoğlunun, bugün Spotify’da dinlemek istediği şarkının iki saniye geç yüklenmesine tahammülü yok! Peki, bilim ve teknoloji dünyası 20 yıl sonra bizi nereye götürecek? Hemen spoiler verelim, Gelişmelere baktığımızda gelecekte hayatımızı ciddi oranda değiştirecek teknolojiler şunlar gibi gözüküyor: Yapay zekâ, 3 boyutlu yazıcılar ve sanal gerçeklik/artırılmış gerçeklik uygulamaları.

     Bundan tam 20 yıl önce dünya nasıl bir yerdi, hatırlıyor musunuz? Dünya nüfusunun -Dünya Bankası verilerine göre- 6 milyar 273 milyon olduğu 2000 yılında koca koca fotoğraf makineleriyle de olsa fotoğraf ve hatta “selfie” çekebiliyorduk. HD-ROM henüz tanıtılmış, ilk MP3 çalar MPMAN tarafından piyasaya sürülmüş, internette kişiye özel sayfa yani blog kurmanın önü yeni yeni açılmıştı. Yani bugün hepimize son derece sıradan ve hatta sıkıcı gelen, dahası artık kullanılmayan pek çok teknoloji o zamanlar büyük bir icat olarak görülüyordu. İnsanlığın teknolojiye para ve emek yatırarak geçirdiği 20 yılın ardından bugün ceplerimizde her an selfie çekebildiğimiz, çift rakamlı megapiksellere sahip ufacık akıllı telefonlar var. Bulut teknolojisi sayesinde milyonlarca şarkıyı telefonumuza indirmeye dahi gerek duymadan anında dinleyebiliyoruz. Evlerimizde akıllı sistemlerle birbirine bağlanmış aletler hayatımızı kolaylaştırıyor. Marketten  otoparka dört bir yanımız teknolojiyle çevrili. Arabamıza bindiğimizde navigasyonun bize gideceğimiz yeri en ince ayrıntısına kadar anlatması, telefonumuzun bizi parmak izimizden ya da “gülümsememizden” tanıması son derece normal artık.

 

Özellikle gündelik hayatımızı değiştirecek 3 teknoloji

     İnsanlık milenyumun başlangıç yılı olan 2000 sonrasındaki 20 yılda, teknoloji alanında epey yol kat etti. Peki teknolojinin, geçmişin tozunu attıracak kadar hızlı bir şekilde ilerlediği günümüzden 20 yıl sonra hayatımız nasıl olacak dersiniz? Uluslararası yönetim danışmanlığı, teknoloji ve küresel servis hizmeti sunan Accenture şirketi, yayımladığı “Teknoloji Vizyonu” başlıklı raporda, önümüzdeki dönemde hayatımızı şekillendirecek teknolojileri şöyle sıralıyor: Yapay zekâ, artırılmış gerçeklik (metaverse), veri doğruluğu (data veracity), pürüzsüz ortaklık (frictionless business) ve nesnelerin interneti (internet of thinks). 4. Endüstri Devrimi ya da Endüstri 4.0 olarak adlandırılan bu yeni dönemin en önemli aktörlerinden biri de 3 boyutlu yazıcılar olacak. Veri doğruluğu ve pürüzsüz ortaklık gibi konular daha çok şirketleri ilgilendiriyor. Yapay zekâ, artırılmış gerçeklik, 3 boyutlu yazıcı teknolojileri ise tüm insanlığın gündelik hayatını kökten dönüştürerek dünyayı algılayışımızı ve hatta düşünce biçimimizi dahi değiştirebilir. Nasıl mı?

 

İnsan ömrü uzuyor

     Yapay zekâ ile başlayalım. İnsan beyni gibi çalışan ve binlerce algoritma içerisinden en uygununa yönelerek hayata geçiren yapay zekâ bugün; izlediğiniz filmlere, beğendiğiniz şarkılara benzer alternatifler sunan Netflix ve Spotify tarafından bile kullanılıyor. Ancak gelecekte bizi bundan daha fazlası bekliyor. “Deep Patient” isimli yapay zekâ bugün 80 farklı hastalığa tanı koyabilme yetisine sahip. Bunu yapabilmesi için ona tam 700 bin hastanın elektronik ortamdaki kayıtları aktarıldı. Yani Deep Patient tam 700 bin hastanın deneyimine sahip bir doktor. Şimdiden bunu yapabilen yapay zekânın 20 yıl içinde yani olgunlaştıkça medikal gibi pek çok sektörde neler yapabileceğini bir düşünün! Yapay zekâ teknolojisi gen araştırmalarında ve gen haritası çıkarma alanında da etkin bir şekilde kullanılıyor. Kişinin genetik özelliklerini, hastalık geçmişini ve yaşam koşullarını değerlendiren yapay zekâ, kişiye özel bir tedavi ve reçete sunuyor. Bu da hastalıklara karşı daha etkili sonuçlar alınmasını sağlıyor. Yapay zekânın kullanıldığı gen teknolojisi sayesinde hastalıkların daha ortaya çıkmadan önlenmesi hedefleniyor. “Artificial Intelligence: A Modern Approach (Yapay Zekâ: Modern Bir Yaklaşım)” adlı kitapta Stuart Russell ve Peter Norvig, yapay zekanın 20 yıl içinde insanlara öğretmenlik yapacağını, geçmişimizi araştırarak hayat kalitemizi artırıp insanlığın ortalama ömrünü uzatacağını belirtiyor.

 

Organ nakli tarih olacak

     Herkesin satın alabildiği 3 boyutlu yazıcılar ile bugün kendi kendimize toka, biblo gibi basit ürünler yapabiliyoruz. Ancak sektörün önde gelen şirketleri bugün bu teknolojiyle ev dahi inşa edebiliyor. PassivDom isimli şirket, 40 metrekarelik bir evi 3 boyutlu yazıcı ile 8 saatte “yazabiliyor”. Bugün bu noktaya gelen teknoloji 20 yıl içinde elbette çok daha ilerlemiş olacak. Yaratıcısı Charles Hull bu teknolojinin en fazla sağlık sektöründe aktif olacağını düşünüyor. 2017 yılında, kafatası problemli olarak doğan Sofia isimli bebeğe, 3 boyutlu yazıcı ile üretilen kafatası nakledilmişti; küçük Sofia bugün yaşamına sağlıklı bir şekilde devam ediyor. 3 boyutlu yazıcılarla kulak, kalp gibi pek çok organın üretimi yapıldı ancak bu uygulamaların tüm dünyaya yayılması için bu alandaki operasyonların çoğalması ve sürecin uzun vadede izlenmesi gerekiyor. Alınan sonuçlar, 20 yıl sonra insandan insana organ nakli diye bir şey kalmayacağını gösteriyor.

     3 boyutlu yazıcıların yalnızca organ değil, insan nüfusunun artışıyla geleceğin en büyük sorunlarından biri olacağı düşünülen gıda üretiminde de kullanılması öngörülüyor. Gıdadan teknolojiye sağlıktan konuta 3 boyutlu yazıcılar, kullanıcılarına adeta sihirli bir değnek gibi ne isterlerse tek tuşla üretebilecekleri bir dünyanın kapılarını açıyor. Bu yazıcıların nakliye, yedek parça ve stok maliyeti gibi üretim zincirindeki pek çok sorunu da ortadan kaldırması bekleniyor.

 

Gerçeğin sınırları değişiyor

     University of California, Berkeley’den doktor Allen Yang’ın “10-20 yıl içinde kullanımı televizyonu açmak kadar sıradan olacak” dediği sanal gerçeklik teknolojisi de hayatımızı kökten değiştireceğe benziyor. Yakın zaman önce Güney Koreli teknoloji devi Samsung, New York City’deki meşhur Samsung 837 adlı mağazasının aynısını, metaverse evreninde açtığını duyurdu. Sanal dünyadaki Decentreland’de bulunan mağazayı ziyaret edip etkinlikleri izleyebiliyor; giyilebilir teknoloji ürünleri ve hatta metaverse evreninde sanal arsa dahi satın alabiliyorsunuz.

     Bugün bir gözlük takarak dünyanın diğer ucundaki bir maçı canlı olarak ve sanki stadyumdaymış gibi izleyebiliyor, pek çok oyunu farklı bir boyuta geçmişçesine oynayabiliyoruz. Ancak bilim insanlarına göre artırılmış gerçeklik teknolojisiyle 20 yıl içinde ofisler ortadan kalkacak, herkes sanal gerçeklik gözlüğü takarak nerede olursa olsun saniyeler içinde aynı masada buluşabilecek. İlişki terapisti, doktor Holly Richmond ise bu teknolojiyle insan ilişkilerinin değişeceğini, 20 yıl sonra ilk randevuların sanal gerçeklik gözlükleriyle yapılacağını ifade ediyor.

     Teknoloji bize sağlık başta olmak üzere pek çok sektörde devrim vadediyor. 20 yıl sonra bugün, yüzlerce yılın deneyimini sadece birkaç saniyede edinmiş yapay zekâya sahip robot bir iş arkadaşlarımız olabilir. Yakın gelecekte; kırılan, bozulan aletleri tamir etmek yerine 3 boyutlu yazıcılarda yeniden yazıyor ya da arabamızın yedek parçalarını bizzat üretiyor olabiliriz. Sanal gerçeklik gözlükleri sayesinde ise ışınlanmanın pabucu şimdiden dama atılmış durumda. Bir gözlük takarak dünyanın dilediğiniz yerinde olabilmenizi sağlayan bu teknoloji sayesinde işe alım süreçlerinde, hangi ülkede bulunduğunuzun ve nerede yaşamak istediğinizin hiçbir önemi olmayacak. Çünkü gözlüğü taktığınız anda kendinizi ofiste bulacaksınız!

Önerdiklerimiz

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği