Bekleme Ekranından Çık

3 Kanuni Sani 1331, yani 16 Ocak 1916 tarihli Harp Mecmuasında yayınlanan bir yazı, savaşta uçakların önemine dair önemli öngörüler içeriyor. Derginin 37 ve 38. sayfalarında yer alan “Tayyare ile istikşaf” başlıklı yazı, o dönem uçakların vasıfları dolayısıyla bombalama gibi işlevleri gelişmediğinden keşif görevlerinin önemine vurgu yapıyor. Yazıdaki Times gazetesinden yapılan bir alıntıda ise Osmanlı tayyarecilerinin İngilizlere verdiği zayiata dikkat çekiliyor ve “kartal kuşu gibi harp meydanının üzerinde uçtukları”nı belirtiyor. 

 

Resmi tebliğleri kemal-i merakla takip eden bilir…
Osmanlı’nın son savaşı sırasında yayınlanmaya başlayan Harp Mecmuasının üçüncü sayısında çıkan havacılıkla ilgili yazı imzasız. Yani yazarı belli değil. Belki de Birinci Dünya Savaşı’ndaki müttefikimiz Alman subaylarından biri kaleme almış ve Türkçeye çevrilerek yayınlanmıştır.


Yazı, günlük resmi tebliğleri “kemal-i merakla” takip edenlerin tayyareciliği ya da havacılık işlerinin önemi­ni bileceklerini vurgulayarak başlıyor:

 

 

Irak harp cephesinde düşürülen İngiliz tayyaresiyle esir edilen binicileri… Harp Mecmuası, Sayı 2, Kanun-i Evvel 1331 (Aralık 1915 – Ocak 1916), sayfa 31


“Dostlarımızın bildiği, düşmanlarımızın da itiraf ve tasdike mecbur oldukları, Orduyu Osmaniye’nin Tay­yarecilik Şubesindeki faaliyeti ve büyük, kavi tayyare filoları, Fransızların kendi tayyareleri hakkındaki medh ve sitayişlerine rağmen tam bir sükûnet içe­risinde ve fakat sarsılmaz çaba ve gayretle faaliyete geçirilmiştir.


İşte Ayastefanos’taki (Yeşilköy) tayyare istasyonu bu himmet ve özel çalışma sonucunda çağımızın en fenni ve en mükemmel şekil ve suretiyle tesis edi­lerek sahayı faaliyete atılmış ve Çanakkale, Gelibolu, harplerinde faaliyet göstermiş, çeşitli harekatlarda tayyare ile keşif uçuşları, havada çarpışma ve bom­balama gibi çeşitli görevler yerine getirmiştir.”

Gelibolu’da düşman ihraç mahalli. (1000 metreden) Harp Mecmuası, Sayı 3, Kanun-i Sani 1331 (Ocak - Şubat 1916), sayfa 37

 

Tekeburnu’nda düşman ordugâhı. (1600 metreden) Harp Mecmuası, Sayı 3, Kanun-i Sani 1331 (Ocak - Şubat 1916), sayfa 37

 

Gelibolu’da düşman sahra istihkâmatı (Kerevizderesi). (800 metreden)

 


Tayyare sadece savaşmaz…
Tayyarelerin savaştaki bu yararlılıklarının yanında o günler için en önemli faaliyetlerine geçilir:


“Ordunun harekâtını kolaylaştıracak, düşman mev­zilerinin fotoğrafları, düşmanın fark ederek şiddetle engellemeye çalışmasına rağmen mükemmel bir surette çekilebilmiştir. Bugün de tayyarelerimizden alınan düşman mevzilerini gösteren fotoğraflar­dan birkaç tanesini okurlarımıza sunuyoruz. Bu fotoğrafların faaliyet halinde bulunan bir ordunun kumandanına edeceği hizmet ufak bir tetkik ile derhal ortaya çıkar.”

Osmanlı tayyarecilerinin cesareti…
Yazar, tayyarelerin sadece kara kuvvetlerini değil, deniz kuvvetlerini de gözlemleyerek önemli bilgiler elde ettiğine vurgu yapıyor:


“Osmanlı tayyarecilerinin haiz oldukları iktidar, ehliyet, cesaret yalnız Gelibolu yarımadası üzerindeki hizmetle kalmayarak denizlere dahi uzanmış ve düş­man gemilerinin büyük ve küçük toplarının saldırıla­rına rağmen, Limni, İmroz, Midilli üzerinde uçmuşlar ve bombalarını düşman gemilerine ve ordugahlarına muvaffakiyetle atmışlardır. İşte bundan birkaç gün evvelki resmi tebligatları mütalaa edenler bu faaliye­tin neticelerini müsbet olarak bir tayyare bombasının bir İngiliz kruvazörünü batırıp yüz kırk beş kişilik personelinin telefine sebep olduğunu okumalarıyla pek güzel anlamışlardır.”


Times; “Kartal kuşu gibi Osmanlı tayyareleri”…
Yazıda Osmanlı tayyarecilerinin başarılarının Times gazetesinde de konu edildiğine dikkat çekilir:


“Bundan başka bilhassa İngilizlerin ‘Taymis’ gazetesi kartal kuşları gibi harp meydanının üzerinde faaliyet gösteren tayyarelerimizin İngiliz kıtalarında mühim zayiata sebebiyet verdiğini yazmıştır.”


Belki yenildik ama uçağın önemini anladık
Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı’nda belki yenildi ama bu savaşta uçağın önemini kesin olarak anladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra ise hava gücünü kuvvetlendirmek için herşey yapıldı. Türk Hava Kurumu kuruldu ve birçok gelir kaynağı bu kurumun emrine verildi. Bugünün Milli Piyangosunun bile ilk zamanlardaki adı Tayyare Piyangosuydu ve geliri Türk Hava Kurumuna aktarı­lıyordu. Ayrıca sürekli yapılan yardım kampanyaları ile uçak filosu genişletildi. Hatta uçak üretimi için de çeşitli adımlar atıldı ancak ne yazık ki sürekli olmadı. Belki de Cumhuriyet’in kuruluşunda hedeflenen nok­talara bir asır sonra ulaşmak mümkün olacak… 

 

Alttaki fotoğraf: Seddülbahir üzerinde tayyaremize açtığı bir muharebe-i havaiye neticesinde mağlup olarak yere inen bir düşman tayyaresinin akıbeti. Harp Mecmuası, Sayı 5, Şubat 1331 (Şubat - Mart 1916), sayfa 67

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği