Bekleme Ekranından Çık
Thumbnail
  • 20.07.2022

Uçak kazaları inceleme / TEMMUZ

 

İRAN Hava Yolları

Uçuş 655

 

3 Temmuz 1988'de, İran'ın Bender Abbas Havalimanın'dan Dubai'ye uçmakta olan İran Havayollarına ait 655 uçuş kodlu Airbus A300B2 tipi bir yolcu uçağı, 274 yolcusu ve 16 mürettebatıyla birlikte, ABD Donanmasına ait USS Vincennes savaş gemisinden ateşlenen SM-2MR füzelerinin hedefi olmuştu. Saldırıya uğrayan yolcu uçağının infilak etmesi sonucu tamamı sivil 290 kişi ölmüştü.

 

 

22 Eylül 1980’de başlayan, her iki tarafta da yüz binlerce can kaybına, yıkıma ve drama neden olarak sekizinci yılını dolduran İran-Irak  Savaşı,  3 Temmuz itibarıyla  iyiden iyice şiddetini azaltmış ve tarafların 20 Ağustos 1988’de ateşkesi kabul etmesine yalnızca günler kalmıştı. Savaş yorgunu Basra körfezi sonunda biraz sükûnet bulacaktı.

3 Temmuz 1988 Pazar günü İran Havayolları’na ait 655 uçuş numaralı Airbus A300B2 tipi yolcu uçağı Dubai’ye gitmek üzere İran’ın güneyinde bulunan Bender Abbas kentindeki havalimanından 274 yolcusu ve 16 mürettebatıyla kalkış yaptığında her şey normal görünüyordu ancak İran yolcu uçağı Fars Körfezi suları semalarında hedeflenen 12 bin fit irtifanın yedi binini geride bırakarak tırmanışını sürdürürken, kalkıştan yalnızca yedi dakika sonra kuleyle irtibatı kesildi.

Derhal acil durum ilan edilmesine rağmen uçaktan herhangi bir haber alınamıyordu. Bir süre sonra, uçağın düştüğü ve hayatta kalanların kurtarılması için en fazla iki saatin olduğu düşünüldü. Gerçekten de uçak Hürmüz Boğazı'nda bulunan Hengam Adası'nın  güneyinde infilak etmiş ve uçakta bulunan 66’sı çocuk 290 kişi hayatını kaybetmişti. Kısa süre sonra uçağın, ticari gemileri ve tankerleri İran botlarının tacizlerine ve diğer tehlikelere karşı korumak için Körfez’de bulunan, ABD’ye ait USS Vincennes kruvazöründen ateşlenen iki SM-2 füzesiyle ki füzeyle düşürülmüş ve bunun sonucunda ise 290 personel ve yolcu ölmüştü.

Yolcu uçağı ile savaş gemisi arasındaki mesafe yaklaşık 38 kilometreydi Ateş emrini veren geminin kaptanı William C. Rogers’tı. Kaptan Rogers bir çatışma ihtimaline karşı temas kurma ve  sonrasında füzelerin uçağa fırlatılması emrini verdi. İlk füze uçağın sol kanadını sıyırdı ama diğer füze doğrudan uçağın arka kanadına  isabet ederek kanadı yerinden kopardı, füzelerin fırlatılmasından sadece 84 saniye sonra  uçak doğrudan denize çakıldı.

Uçağın düşmesinden birkaç saniye sonra ise Kaptan Rogers’e düşürülen uçağın parçalarının bir savaş uçağından daha büyük olduğu haberi verildi. Düşürülen uçak, Kaptan Rogers'in savunduğu üzere bir F-14 savaş uçağı değil, bir yolcu uçağıydı.

Ateş emrini veren geminin kaptanı William C. Rogers yaptığı açıklamada ABD, en yüksek radar teknolojileriyle donatılmış kruvazörünün, bu yolcu uçağını kendilerine saldırı hazırlığındaki bir F-14 savaş uçağı olarak algıladığını ve uçağın uyarılara rağmen alçalmaya devam ettiğini savundu. Hâlbuki İran’dan kalkan uçak sıradan bir yolcu uçağıydı ve tırmanışını sürdürmekteydi. Olay esnasında 4 Temmuz Bağımsızlık Günü tatilini geçirmek için Camp David’de bulunan ABD Başkanı Ronald Reagan “Bu trajediyi azımsayacak değilim” demekle yetinecek, sürekli İran saldırıları altında bulunduğu için gemilerinin alarm durumunda olduğunu savunacak ve şu skandal sözleri söyleyecekti: “Bence bu anlaşılabilir bir kaza”.

İran bu açık hava suikastının incelenmesi için Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’ne şikâyette bulundu. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) olağanüstü bir oturum gerçekleştirerek, 14 Temmuz 1988’de İran Air yolcu uçağının düşürülmesinin sebeplerini araştırma ekibi kurulması kararını verdi. Amerika’nın itirazlarına rağmen ICAO özel araştırma ekibinin raporları İran uçağının hedef alınması kararının son dakikalarında 3 gemi; Saydz, Forrestal ve Vincennes arasında tartışma yaşandığını ve bu 3 geminin İran sularını 4 kilometre kadar ihlal ettiğini ortaya koydu.

Olayın büyümesi ve İran’ın meseleyi Uluslararası Adalet Divanı’na taşımasıyla farklı açıklamalar da dillendirilmeye başlandı. Bunlardan biri, geminin kaptanı Rogers’ın İran botlarının sonu gelmeyen tacizlerinden bunaldığı ve 3 Temmuz sabahı bilhassa sinirli olduğu yönündeydi. Ne var ki rapora göre, olaydan sonra durumu araştırmak üzere, içlerinde bir psikiyatr da bulunan heyet Bahreyn’e gitmiş, ancak personelde olayın gelişimine etki edecek bir stres unsuruna rastlamamıştı. Rapora göre, “aşırı kısa bir zaman aralığında” karar vermek durumunda olan Rogers ise bir F-14 karşısında ne yapmak gerekiyorsa yapmıştı. Açıklamalara sonraları, İran uçağının konumu ve yüksekliği konusunda, radar başındaki subaylar tarafından Rogers'in yanlış bilgilendirildiği yönündeki iddialar da eklendi. Raporda elbette herhangi bir bilgi eksikliği yönünde bulguya da yer verilmedi. Raporun nihai görüşü ise son derece netti: “Kaptan Rogers'in ateş emri vermesi, Basra Körfezi'nde yakın geçmişte yaşananlar ve mevcut istihbarat raporları dikkate alınarak bu koşullar altında yargılanmalıdır. Olay esnasında onun kafasındakiler hesaba katılınca, başvurulacak daha tedbirli ve sorumlu bir yol olmadığı görülecektir”. Bu tespitin hemen ardından da rapor şunu söylüyordu: “Ancak bu, her şeyin yolunda gittiğinin söylendiği anlamına gelmiyor. Muharebede sonuç başarılı olduğunda dahi ‘kusursuz’ operasyon diye bir şey yoktur. Ne var ki yanlışlar yapıldı demek, bizatihi pek bir anlam ifade etmemektedir”.

Rapor “Olayla ilintili hiçbir Amerikan bahriye personeli hakkında disiplin soruşturmasına ya da idari kovuşturmaya mahal yoktur”. olarak düzenlendi. Nitekim olaydan dolayı kimse kovuşturmaya tabi tutulmadı yahut cezalandırılmadı.

Soruşturma bittiğinde dikkat çeken bazı tespitler ise şu şekildeydi:

Gemideki askerlerin bir İran F-14’ü sanıp vurdukları uçak, aslında Iran Air’a ait toplamda 290 kişi taşıyan bir yolcu uçağıydı.

Resmi raporda hiçbir zaman yer almasa da gemi, izinsiz olarak 4km kadar İran karasuları içine girmiş durumdaydı.

Teşhis sorumlusu Andrew Anderson, sivil hava trafik programında yarım saatlik yerel saat farkını hesaba katmamış ve durumla ilgilenen Yarbay Scott Lustig’e bunu danışmamıştı.

Uçak, gemideki bilgi izleme subayının belirttiği gibi hiçbir zaman alçalmamıştı. Tam tersine geçen süre boyunca sabit bir oranla yükseliyordu ve bu durum geminin bilgisayar kayıt sisteminden doğrulandı.

Gemiden uçağa yapılan 10 uyarıdan 7'si  Iran Air uçağının alamayacağı askeri tehlike frekansından yapılmıştı.

Uçağa ulaşan uyarılarda ise uçağın gemiye göre hızı belirtiliyordu. Oysa uçak pilotunun göstergesinde gördüğü hız farklıydı. Yani uyarının kendisine yapılmamış olduğunu düşündü.

Sonuç olarak, birden çok hatanın bir araya gelmesi, ihmal ve savaş durumu psikolojisi, yok yere 290 kişinin ölümüne sebep oldu ve sorumlular ceza almadı. Dahası, gemisini komuta etmeyi bir sene daha sürdüren Rogers, 1990 yılında (bu defa ABD Başkanı olan) Bush tarafından Askeri Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi. İran tarafı ise bunu açık bir saldırganlık olarak algıladı.

 

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği