Bu çalışma, havacılık sektöründe teknik risklerin ötesinde yer alan “örgütsel gaslighting” davranışlarının çalışanlar üzerindeki etkisini incelemektedir. Doç. Dr. Mesut Öztırak tarafından geliştirilen 8 maddelik ölçek, örgütlerde çalışanların algılarını çarpıtma ve önemsizleştirme yoluyla etkileyen görünmeyen manipülatif davranışları ölçmeyi amaçlamaktadır.
Havacılık sektörü, yüksek güvenlik standardı ve düşük hata toleransı nedeniyle yalnızca teknik değil, aynı zamanda insan faktörü açısından da sürekli gelişen bir araştırma alanı olmayı sürdürmektedir. Bu çerçevede örgütsel davranış literatürüne önemli bir katkı sağlayan yeni bir çalışma, havacılıkta görünmeyen örgütsel riskleri ölçülebilir hâle getirmesiyle dikkat çekmektedir.
Doç. Dr. Mesut Öztırak tarafından geliştirilen 8 maddelik “Örgütsel Gaslighting Ölçeği”, örgütlerde çalışanların algılarını sistematik biçimde etkileyen ve çoğu zaman görünmeyen manipülatif davranışları ölçmeyi amaçlayan özgün bir ölçek olarak literatüre kazandırılmıştır. Bu ölçek, özellikle havacılık gibi yüksek riskli sektörlerde örgütsel iletişim ve güvenlik kültürünü yeniden düşünmeye imkân tanıyan önemli bir araç niteliği taşımaktadır.
Havacılık Sektöründe Psikolojik Güvenlik Üzerine Etki Analizi
Geliştirilen ölçek temel alınarak gerçekleştirilen ampirik araştırmada, örgütsel gaslighting davranışlarının havacılık sektöründe çalışanların psikolojik güvenlik algısı üzerindeki etkisi incelenmiştir.
İstanbul Havalimanı’nda görev yapan operasyonel ve idari birimlerden 400 çalışandan elde edilen veriler üzerinden yapılan analizler, örgütsel gaslighting’in psikolojik güvenlik üzerinde anlamlı ve güçlü bir negatif etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Araştırma, örgütsel gaslighting’in:
• Çalışanların kendini ifade etme isteğini azalttığını,
• Hata bildirme davranışını zayıflattığını,
• Karar alma süreçlerinde özgüven kaybına yol açtığını,
• Ekip içi iletişimde sessizlik davranışını artırdığını göstermektedir.
Ölçek Geliştirme ve Literatüre Katkı
Doç. Dr. Mesut Öztırak tarafından geliştirilen 8 maddelik ölçek, örgütsel gaslighting davranışlarını iki temel boyutta ele almaktadır: çarpıtma (distortion) ve önemsizleştirme (minimization).
Bu yapı, örgütsel manipülasyonun yalnızca bireysel algı değil, sistematik bir örgütsel davranış modeli olarak değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır.
Bu yönüyle çalışma, yalnızca bir ölçek geliştirme çalışması olmanın ötesine geçerek havacılıkta insan faktörü literatürüne metodolojik ve kuramsal bir katkı sunmaktadır.
En İyi Bildiri Ödülü
Aviation and Research Symposium (AIRS 2026) kapsamında Kapadokya’da sunulan çalışma, uluslararası jüri tarafından “En İyi Bildiri Ödülü” ile onurlandırılmıştır.
Akademisyenler, sektör temsilcileri ve havacılık profesyonellerinin katılımıyla gerçekleşen sempozyumda bu başarı, havacılıkta örgütsel davranış ve emniyet kültürü çalışmalarının artan önemini de ortaya koymuştur.
Ödül, yalnızca bir akademik başarı değil; aynı zamanda havacılık sektöründe görünmeyen risk alanlarının bilimsel olarak tanımlanması ve ölçülmesi açısından önemli bir eşik olarak değerlendirilmektedir.
Havacılıkta Güvenlik Kültürüne Stratejik Katkı
Araştırma bulguları, havacılıkta emniyetin yalnızca teknik sistemler ve prosedürlerle değil, aynı zamanda örgütsel iklim ve psikolojik güvenlik düzeyiyle de doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir.
Bu kapsamda çalışma:
• Güven temelli liderlik yaklaşımlarının geliştirilmesi,
• Açık iletişim kültürünün güçlendirilmesi,
• Hata bildirim mekanizmalarının desteklenmesi,
• Çalışanların psikolojik güvenliğinin kurumsal bir öncelik olarak ele alınması
gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bu ölçek, örgütlerde çalışanların algılarının manipüle edilmesi, gerçekliğin çarpıtılması ve iletişim süreçlerinin örtük biçimde yönlendirilmesi gibi davranışları ölçülebilir bir yapıya kavuşturarak insan faktörü literatüründe yeni bir analitik çerçeve ortaya koymaktadır.
Ölçek temel alınarak yürütülen ampirik araştırma, havacılık sektöründe örgütsel gaslighting davranışlarının psikolojik güvenlik üzerinde doğrudan ve sistematik bir zayıflatıcı etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Elde edilen bulgular, özellikle yüksek riskli operasyonların yürütüldüğü havacılık bağlamında, çalışanların kendilerini ifade etme, hata bildirme ve kritik durumlarda ses çıkarma davranışlarının örgütsel iklim tarafından güçlü biçimde şekillendirildiğini göstermektedir.
Sektörel açıdan değerlendirildiğinde bu sonuçlar, emniyet kültürünün yalnızca teknik prosedürler ve regülasyonlarla değil, aynı zamanda örgütsel iletişim kalitesi, liderlik davranışları ve psikolojik güvenlik düzeyi ile doğrudan ilişkili olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.
Özellikle kokpit dışı operasyonel birimlerde ve yer hizmetleri süreçlerinde, çalışanların algısal güvenliği zayıfladığında emniyet zincirinin “erken uyarı halkası” işlevini kaybetme riski doğmaktadır.
Araştırma, havacılık işletmeleri açısından üç kritik stratejik alana işaret etmektedir:
• Emniyet raporlama kültürü: Çalışanların hata ve risk bildiriminde bulunma davranışı, psikolojik güvenlik tarafından belirgin biçimde etkilenmektedir.
• Liderlik ve iletişim yapıları: Yönetim kademesindeki iletişim biçimleri, çalışanların gerçeklik algısını ve karar güvenini doğrudan şekillendirmektedir.
• İnsan faktörü temelli risk yönetimi: Teknik risklerin yanında örgütsel davranış kaynaklı “görünmeyen riskler”, emniyet performansında belirleyici rol oynamaktadır.
Bu çerçevede çalışma, havacılık sektöründe emniyet yönetiminin yalnızca operasyonel ve teknik göstergelerle değil, aynı zamanda örgütsel psikoloji ve davranış bilimi temelli metriklerle de ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Geliştirilen ölçek, bu anlamda hem akademik araştırmalar hem de sektör uygulamaları için kullanılabilir bir değerlendirme aracı niteliği taşımaktadır.
Sonuç olarak, Doç. Dr. Mesut Öztırak’ın çalışması, havacılıkta emniyet kültürünün geleceğine yönelik önemli bir paradigma değişimine işaret etmektedir: Emniyet artık yalnızca “ne olduğuna” değil, aynı zamanda örgüt içinde “nasıl hissedildiğine” de bağlıdır.
Bu bağlamda psikolojik güvenlik, havacılıkta sürdürülebilir emniyet performansının temel belirleyicilerinden biri olarak konumlanmaktadır.