Bekleme Ekranından Çık
Thumbnail
  • 07.07.2021

HAVACILIKTA ÇEVİK (AGILE) YÖNETİM-I

 

100-130 nanometre (bir saç telinin inceliğinden 10 bin kat daha küçük) corona virüsünün dünyayı ele geçirerek küresel bir pandemiye yol açtığı günümüz ortamında işletmelerin işi gerçekten de çok zor. Tüm işletmeleri olduğu gibi, havacılık işletmelerini de bu hızlı dönüşümün getirdiği değişikliklere uyum sağlamak için yönetsel anlamda zorlu bir süreç bekliyor.

 

Virüs hayatımıza girdiğinden bu yana etrafımız sanal ve artırılmış gerçeklikler, nesnelerin interneti, makine öğrenmesi, büyük veri, veri analitiği, genom teknolojisi, 5G gibi kavramlarla sarmalandı. Belki aranızda bu kavramları ilk defa duyanlar dahi vardır. Değer yargılarının yani paradigmaların değiştiği bu sistemde süreç yönetimlerini, çalışan ilişkilerini, teknolojik içeriklerini değiştirebilen, kısacası dijital dönüşüme uyum sağlayabilen ve inovatif düşünebilen işletmeler ayakta kalmaya devam edecektir.

 

Çevik yaklaşım neredeyse her sektörden işletmenin son yıllarda gündemine aldığı bir felsefe. Çevik çalışmanın faydaları işletmeler için birçok farklı noktada değer yaratıyor. Çevikliği benimseyen ve başarıyla hayata geçiren işletmeler yalnızca daha iyi ürünler üretmekle, daha yüksek müşteri memnuniyeti elde etmekle, pazara girme hızını artırmakla ve daha iyi iş süreçleri tasarlanmasını sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda öğrenme kabiliyeti oluşturuyor, iş birliğini gerçek anlamda değer yaratan bir varlık haline getiriyor, çalışanlarının bağlılığını, motivasyonunu yükseltiyor ve yetkilendirilmelerini sağlıyor. Stratejik bir sektör olan havacılık sektörü de müşteri ve süreç odaklı bir yapıya sahip olmasından dolayı veri tabanlarını, veri yönetimini ve veri madenciliğini kullanmak zorunda olan sektörlerin başında gelmektedir. Gerek tarifelerin oluşturulması ve gerek yeni hatların açılması ya da var olan hatların kapatılmasında bu toplanan verilerin analizi, yorumlanması ve değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Sadece havayolu işletmeleri değil tüm sektör paydaşları da büyük veriyi planlamalarında kullanmak zorundadır. Hızla değişen pazar koşulları, yeni rakiplerin ortaya çıkması, en yeni ürünlerin bile en kısa sürede taklit edilebilmesi gibi faktörler, işletmelerin çevik yönetim anlayış ve dinamiklerini benimsemesini de gerekli kılmıştır. Değişim kaçınılmazdır, kritik nokta ise değişen iş modellerine, teknolojiye, işgücüne ve çevreye adapte olabilmektir. Örneğin havacılıkta artık güneş enerjisi, elektrik ve hidrojen ile uçabilen uçaklar üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Airbus tarafından geliştirilen bir projede insansız hava aracı Zephyr S, güneş enerjisiyle 26 gün boyunca kesintisiz uçarak bir önceki versiyonu olan Zephyr modelinin 14 günlük uçuşunu geçmiştir. Airbus’ın üzerine yerleştirdiği güneş panellerinden enerjisini sağlayan Zephyr S, yaklaşık 25 kg ağırlığında ve 25 metre kanat açıklığına sahiptir ve ortalama 21 kilometre (70 bin ft) yükseklikte uçabilmektedir.

Büyük veri analitiği havacılık sektöründe değer kayması yaratma potansiyeline sahiptir. Böylelikle sektörü sadece daha verimli değil daha emniyetli hale getirmek için de yeni mekanizmalar üretilebilecektir. Havacılıkta verimlilik çok önemlidir. Büyük veri analitiğinin ticari havacılık sektöründe önemli uygulamaları arasında; akıllı bakım, risk yönetimi, hava trafik optimizasyonu, müşteri memnuniyeti, maliyet azaltma, gelir yönetimi, performans ölçümleri, maliyetlerin kontrolü ve doğrulaması, filo kapasitesinin artırılması ve bilet ücreti ayarlaması amaçlı yük kontrolü, yolculara bağlı seyahat (  ) deneyimi sağlama ve havalimanı performans yönetimi sayılabilir. Petrol&gaz, madencilik, üretim, enerji, demiryolu sektörleri ile karşılaştırıldığında havacılık sektörü %61 kullanım oranı ile büyük veri analitiği kapsamında ilk sırada yer almaktadır. Havacılıkta sert rekabet ve küresel konsolidasyon çağında çevik yönetim anlayışı giderek daha fazla yaygınlaşmaktadır. Bu anlayış havayollarına stratejik yönetim süreçlerinde daha iyi kararlar almalarında yardımcı olmaktadır. IATA’ya göre eğer bir havayolu şirketi tüm koşulları görebiliyorsa ve hızlı kararlar alabiliyorsa, filosunu havada tutarak işletme verimliliğini büyük ölçüde artırabilir. Bir uçağın yerde olması işletmecisine çok maliyetli olmaktadır (IATA analizine göre saatte yaklaşık 10.000 euro). IATA, büyük veri gibi yeni teknolojilerin avantajlarından yararlanacak şekilde farkındalığı artırarak havayollarını ve daha geniş bir değer zincirini desteklemektedir. Günümüzde büyük veri, havacılık değer zincirinde havayolları ve diğer kuruluşlar için mevcut ve yeni iş yeteneklerini geliştiren kapsamlı bir teknolojidir. Ticari havacılık sektörü de büyük veri yeteneklerinin yeni zirvelere ulaştığı ve iş yapma modellerinin üzerinde büyük etkide bulunacağı bir döneme girmiştir.

 

Çevik anlayışta müşteri her zaman daha fazla müşteriyi elde tutmayı sağlayan karar verme sürecine dahil olmaktadır. Geleneksel anlayışta ise, müşteri yalnızca planlama aşamasına dahil olmakta, esnekliği ve uyarlanabilirliği etkilememektedir. Çevik anlayış, müşteriyi döngüde tutarak ve geri bildirimlerine göre değişiklikler yaparak müşteriye değer katar ve nihai ürün/hizmetin müşterilerin gereksinimlerine uygun olmasını sağlar.

Belirsizliğin hâkim olduğu ve değişim ivmesinin gittikçe arttığı günümüz pazarlarında işletmeleri rakiplerinden daha ileri taşıyacak olan bu yönetim anlayışı giderek yayılmaktadır. Çevik yönetimin dinamiği şudur: İnsanların değişimi benimsemesini istiyorsanız neyin değişmeyeceğini vurgulayın….

 

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği