Bekleme Ekranından Çık
Thumbnail
  • 01.03.2022

HAVACILIK YÖNETİMİ BÖLÜMÜNÜN DURUM ANALİZİ

 

Havacılık sektörü; havayolu ve havalimanı işletmeciliği, hava seyrüsefer ve hava trafik kontrol hizmetleri, yer ve ikram hizmetleri, eğitim, bakım, diğer havacılık faaliyetleri ile tüm bu faaliyetlerin uluslararası kurallara göre koordinasyonu ve denetimini kapsayan bir sektördür. Ayrıca havacılık sektörü nitelikli (kalifiye), lisanslı ve sertifikalı personel çalıştırılmasının zorunlu ve gerekli olduğu sektörlerin başında gelmektedir.

 

Günümüzde nitelikli ve alanında uzman insan kaynağı artık işletmeler arasındaki önemli rekabet unsurlarından birisi haline gelmiştir. Havacılık operasyonları da uluslararası niteliği gereği hizmetin devamlılığı ve gerekliliği için 24 saat süreklilik göstermektedir. Havayollarının ana dinamosu olan turizm de işin içine katıldığında küresel havacılık sektöründe toplam çalışan sayısı 88 milyon kişiye ulaşmaktadır. Bunların yaklaşık 11,3 milyonu direkt olarak havacılık sektöründe çalışmaktadır. Havacılıktaki iş kollarının diğer sektörlerle karşılaştırıldığında çalışanlarının üretkenliği ve oluşturduğu katma değer 4,3 kat daha fazladır. Havacılık sektörünün küresel ekonomiye katkısı (doğrudan, dolaylı, uyarılmış ve turizm katalizörü dahil) 3,5 trilyon dolardır. 2034’te yolcu sayısının 7,3 milyar olması beklenmektedir. Bu da 105 milyon iş imkânı ve 6 trilyon dolar GSH demektir. Sektördeki ileri teknoloji kullanımına bağlı olarak istihdam edilen personelin yüksek nitelikli ve eğitimli olması gerekmektedir. Havacılık mevzuatında çalışma koşullarının ve personele ilişkin yetkinlik kriterlerinin uluslararası düzeyde sıkı bir şekilde düzenlenmesi de personel ile ilgili maliyetleri artırmaktadır. Böylesine büyük rakamların döndüğü ve ülke ekonomilerine fayda sağlayan bir sektör olan havacılık sektöründe eğitim kalitesi ne durumdadır? Ya da daha doğrusu havacılık bölümleri bazında kaliteli bir eğitimden bahsetmek mümkün müdür? Biraz irdeleyelim...

2021 güncel verilerine göre şu anda ülkemizde havacılık alanında eğitim veren toplamda 24 fakülte, 15 yüksekokul ve 41 meslek yüksekokulu bulunmaktadır. Havacılık üniversiteleri içinde vakıf üniversitelerinin devlet üniversitelerine göre daha fazla olduğu görülmektedir. Bu üniversitelerde havacılık yönetimi, pilotaj, uçak elektrik ve elektroniği, uçak gövde ve motor bakım, hava trafik kontrol, uçak teknolojisi, kabin hizmetleri, sivil hava ulaştırma işletmeciliği, uçuş harekât uzmanlığı gibi bölümler bulunmaktadır. Bu yazının konusu ise, benim de uzmanlık alanım olan ve bu alanda ülkemizin ilk havacılık okulu olan Anadolu Üniversitesinde lisans, yüksek lisans ve doktorasını tamamlayan bir akademisyen olarak “havacılık yönetimi bölümü” olacaktır. 24 yıllık akademisyenlik hayatımda eğitim bağlamında gördüğüm eksiklikler, yanlış stratejiler gibi gözlemlerimi ve naçizane önerilerimi sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü son yıllarda gerek havacılık yönetimi ve gerek diğer bölümlerde hem müfredat hem de hoca kalitesinin düştüğünü gözlemlemekteyim. Zaten hoca bulmanın giderek zorlaştığı ve kimsenin akademik kariyer yapmak istemediği bir ortamda özellikle son dönemde yarı zamanlı hocalar için de getirilen doktora şartı bizi çok zorlamaktadır. Yarı zamanlı hocalarımızı büyük oranda sektörde önemli pozisyonlarda çalışan kişilerden seçmekteyiz. Buradaki amaç, üniversitede teorik olarak verilen eğitimin sektör deneyimi ile pekiştirilmesidir. Takdir edersiniz ki sektörde oldukça yoğun olarak çalışan personelin bir de üzerine yüksek lisans/doktora yapması beklenemez. Lisansüstü eğitim kişilerin kendi isteklerine bağlıdır. Örneğin ben müfredatımda yer alan uçuş harekât ve harekât performans derslerime ULS, ACT ve THY’de çalışan loadmaster arkadaşları getirirken, şu anda bu arkadaşları getirtemiyorum, neden diye sorarsanız doktoraları yok! Acaba Türkiye’de kaç tane loadmasterın doktorası var? Gastronomi, mimarlık ve moda gibi bazı bölümler özel alan statüsünde sayıldığından bu bölümlerdeki yarı zamanlı hocalar için doktora şartı aranmıyor. Gerçi her doktora yapan da nitelikli olacak diye bir kaide de yok... Peki neden havacılık yönetimi bölümü özel alan statüsünde değil? İçinde yönetim kelimesi geçtiği için sanırım ki normal işletme ve yönetim bölümleriyle karıştırılmakta! Hoş bazı üniversitelerde altyapısı havacılık olmayan işletmeci ve pazarlamacı hocaların havayolu ve havalimanı yönetimi, havayolu pazarlaması, havacılığa giriş gibi havacılık bilgi ve birikimi gerektiren pek çok derse girmesinden kaynaklı olabilir mi? Burada bu alandaki akademisyenleri küçümsemek değil amacım, sakın ola ki yanlış anlaşılmasın, ancak bizler nasıl ki hukuk, tıp, mimarlık gibi bölümlerde ders veremiyorsak (doğrusu da budur), havacılık eğitimi olmayan hiçbir hoca da havacılık okullarında ders vermemeli! Bunun denetimi SHGM tarafından yapılmalıdır! Birileri de YÖK ile irtibata geçerek bu gerçeği onlara aktarmalıdır. Havacılık yönetimi bölümlerinin müfredatlarını incelediğimde bölümle alakası olmayan, öğrencilerin işine yaramayacak saçma sapan dersler olduğunu görüyorum. Bu dersler neye ve kime göre seçiliyor? Hocaya göre ders açılıyor! SHGM’nin son dönemde getirdiği havacılık yönetimi bölümü açılmasında sivil havacılık yönetimi anabilim dalında doktora yapmış hoca şartı biraz geç kalmadı mı? Bu kadar bölüm açıldıktan sonra bu şartı getirmek ne fayda? Artık havacılık yönetimi bölümü olmayan üniversite sayısı yok denecek kadar az. Peki kalite? Tartışılır. Örgün üniversitelerdeki kalitesizlik yetmiyormuş gibi bir de Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Fakültesinde de havacılık yönetimi bölümü açılmıştır. Benim fikrim bu konuda bellidir.

Bu kadar kesin ve net konuşmamın sebebi, şimdiye kadar yarı zamanlı hoca olarak gittiğim üniversitelerde gördüklerimdir. X üniversitesinde 3. sınıfa gelmiş bir havacılık yönetimi bölümü öğrencisi 1.sınıfta öğrenmesi gereken temeli bilmiyor. Çoğu üniversite zaten bu bölümü imaj uğruna ve öğrenci (para) kazanmak için elinde havacılık hocası olup olmadığına bakmaksızın açıyor. Gerçi sektörde kısa süre çalışıp sonradan akademiye geçen ve sektördeki bilgilerinin yeterli olduğuna inanıp kadro alan ve ders veren hocalar da var! Akademisyenliği her nedense sadece ders anlatmaktan ya da slayt okumaktan ibaret gören bir güruh da yok değil! Hele ki bazı üniversiteler neredeyse yoldan geçenlere havacılık anlattıracaklar! Akademik camiadaki torpil mekanizması yani! Bu durum bölümün ve mezunlarının kalitesini düşürmektedir. Bu gidişata artık dur demelidir! Eskiden SHGM’de 6 ayda bir sektörün durumu ile ilgili olarak tüm havacılık üniversitelerinin temsilcileri toplanır ve fikir teatisinde bulunurduk. Artık onu da yapmıyoruz. Sanırım SHGM’nin toplantı odasına artık sığmayız! Nasıl ki teknik bölümler için SHY- 147 (Onaylı hava aracı bakım eğitim kuruluşu belgesi) veriliyorsa, havacılık yönetimi bölümleri için de böyle bir yetki belgesi olması kaçınılmazdır. Arz talep dengesi açısından da bu kadar çok mezunun olması büyük bir sorun yaratmaktadır. Sektörde bulunan havacılık işletmelerinin sayısı ile mezun sayısı karşılaştırıldığında büyük bir dengesizlik söz konusudur. Pek çok şirket (başta THY olmak üzere) stajyer kabul etmemektedir. Staj ise öğrencilere okudukları bölümü içselleştirmelerini sağlayan önemli bir deneyimdir. Çoğu üniversite sadece teorik bilgi, alakasız dersler, havacılık altyapısız hocalar ile mezun vermektedir. Bu da mezun işsizler demektir. Geçtiğimiz sene Covid 19’un da etkisiyle pek çok havacılık yönetimi bölümü kontenjanını dolduramamıştır. Hatta hiç öğrenci alamayan üniversiteler vardır. Peki ne yapılabilir?

SHGM’nin denetim ve koordinasyonunda tüm havacılık yönetimi bölümleri, müfredatları ve hoca kaliteleri incelenerek bir standardizasyona gidilmeli, hoca yetkinlikleri açısından yeterli olmayan bölümler gerekirse kapatılmalıdır. Havacılık yönetimi bölüm bazında bir staj denetim merkezi kurulmalı ve öğrencilere işletmelerle iletişimde destek sağlanmalıdır. Sektör ve sanayi iş birlikleri desteklenmelidir. Bu konunun akademide eksik olduğu görülmektedir. THY de dahil olmak üzere pek çok özel şirket personelinin üniversitede ders vermesine sıcak bakmamakta ve izin vermemektedir. Yeni öğretim üyelerine pedagojik formasyon verilmemesi, onların ders verme kapasitelerini sınırlandırabilmektedir. Yine havacılık yönetimi bağlamında yüksek lisans ve doktora eğitimi sunan üniversite sayısı kısıtlıdır. Bu sayının da artırılması gereklidir. SHGM tarafından havacılık akademisyenlerine ücretsiz eğitim ve sertifikalar ile yayın yapma teşvikleri verilmelidir. Bu süreç belirli kişilerin tekeline bırakılmamalıdır. Girdi, süreç ve çıktı paradigmasından hareketle havacılık yönetimi bölümlerinin sonuç odaklı, sürdürülebilir ve rekabet odaklı bir yapıya kavuşması için derin bir analiz yapılması gerekmektedir. Havacılık yönetimi bölümünün sürdürülebilirliği için bu çözüm önerileri elzemdir.

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği