Hava aracı bakım teknisyenleri üzerinde yürütülen araştırma, öz-yeterlik duygusunun mental iyi oluşun önemli belirleyicilerinden biri olduğunu ve bu ilişkinin mesleki deneyime göre değiştiğini ortaya koydu. Bulgular, özellikle orta kariyer dönemindeki teknisyenlerin desteklenmesine yönelik uygulamaların hem çalışan refahını hem de uçuş emniyetini güçlendirebileceğine işaret ediyor.
Self-Efficacy and Mental Well-Being in Aircraft Maintenance Technicians: The Role of Professional Experience in a Safety-Critical Context başlıklı çalışmamız yakın zamanda Journal of Business Research Türk dergisinde yayımlandı. Çalışmanın veri toplama aşaması UTED desteğiyle gerçekleşti. Bu çalışmada hava aracı bakım teknisyenleri arasında öz-yeterlik ile mental iyi oluş arasındaki ilişkiyi araştırdık. Bu ilişkinin mesleki tecrübeye göre değişip değişmediğini de inceledik.
Hava aracı bakım teknisyenleri sektörde ağır bir sorumluluk taşımaktadır. Her uçuş öncesinde uçağı kontrol eden, arıza varsa onaran ve uçuşa elverişliliğini onaylayan kişiler onlardır. Kokpitte yer almasalar da aldıkları kararlar her emniyetli kalkış ve inişin arkasında sessizce durmaktadırlar. Önceki araştırmalar insan hatasının havacılık kazalarının önemli bir bölümünde rol oynadığını göstermektedir. Bakım faaliyetleri de bu tablonun bir parçasını oluşturmaktadır. Teknisyenler genellikle zorlu koşullar altında çalışmaktadırlar. Gece vardiyaları, zaman baskısı, gürültü, soğuk, sıcak ve en ufak bir hataya yer bırakmayan katı prosedürler bu koşulları oluşturmaktadır. Bu baskılar zamanla yorgunluk ve stres biriktirmektedir. Bu birikim kişinin mental iyi oluşunu sessizce olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Sonuç olarak bu süreçte hata olasılığı artabilmektedir.
Pilotlar ve hava trafik kontrolörlerine yönelik akademi dünyasında insan faktörleri alanında önemli araştırmalar yapılmaktadır. Hava aracı bakım teknisyenleri ise bu ilginin dışında kalmaktadır. Bu boşluk çalışmamızın başlıca nedenlerinden biri olmuştur.
Çalışma kapsamında kendi yeteneklerine daha fazla güvenen teknisyenlerin daha iyi bir mental iyi oluşa sahip olup olmadığını belirlemek için testler yürüttük. Bu örüntünün mesleğe yeni başlamış bir teknisyen için de meslekte yirmi yılı geçirmiş bir teknisyen için de aynı şekilde geçerli olup olmadığını inceledik. Bu araştırmayla havacılık bakım psikolojisi alanındaki sınırlı bilgi birikimine katkı sunmayı ve paydaşların uygulayabileceği pratik öneriler geliştirmeyi amaçladık.
Araştırma sorularımızı yanıtlamak için Türkiye genelinde 324 hava aracı bakım teknisyeninden veri topladık. Öz-yeterliliği “genel algılanan öz-yeterlik ölçeği” ile değerlendirdik. Bu ölçek kişilerin zor durumlarla baş etme konusunda kendilerini ne denli emin hissettiklerini sorgulamaktadır. Mental iyi oluşu ise “Warwick-Edinburgh mental iyi oluş ölçeği” ile değerlendirdik. Bu ölçek bir kişinin genel duygusal ve psikolojik durumuna ilişkin kapsamlı bir soru setinden oluşmaktadır.
Çalışmanın öne çıkan bulgularından biri teknisyenleri tecrübelerine göre gruplandırdığımızda ortaya çıkmıştır. Öz yeterlik ile iyi oluş arasındaki bağın gücü mesleki kariyer boyunca sabit kalmamıştır. Bu bağ mesleğe altı yıldan az süredir devam eden yeni teknisyenler arasında güçlü iken yirmi yıldan uzun süredir görev yapan tecrübeli grupta ise daha da güçlenmiştir. Bu grupta öz-yeterlik mental iyi oluş puanlarındaki varyansın neredeyse yarısını açıklamıştır. Kariyerin orta evrelerinde ise bu bağlantı belirgin biçimde zayıflamıştır. Pratik açıdan bakıldığında öz-yeterlik duygusu bir teknisyenin kariyerinin başında ve sonuna doğru daha etkili iken orta yıllarda ise görece daha az ağırlık taşımıştır.
Çalışmamız tek başına neden-sonuç ilişkisini ortaya koyamaz. Ancak bu örüntüye ilişkin bazı makul açıklamalar bulunduğunu düşünmekteyiz. Kariyerin başında teknisyenler hâlâ kendilerini kanıtlama, işin inceliklerini öğrenme ve mesleki bir kimlik inşa etme sürecindedir. Bu nedenle kendi yeteneklerine duyulan güçlü bir inanç günlük ruh hallerine olumlu katkı sağlamaktadır. Kariyerin ilerleyen dönemlerinde aynı güven duygusu yeniden güçlü biçimde karşılığını vermektedir. Bunun nedeni belki de kıdemli teknisyenlerin mental iyi oluşlarını koruyan derin ve yerleşik bir yeterlik duygusuna erişmiş olmalarıdır. Orta yıllarda ise farklı bir durum söz konusu olabilmektedir. Orta kariyer teknisyenleri genellikle bir tür platoyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu dönemde daha ağır iş yükleri, artık zorlayıcı gelmeyen rutin görevler, daha az görünür takdir ve aynı ilerleme duygusu olmaksızın artan baskı söz konusu olabilmektedir. Bu koşullar altında kendine güvenen bir teknisyen dahi öz-yeterliliğin tek başına iyi oluşu yükseltmeye yetmediğini fark edebilmektedir. Bu örüntü kariyer gelişimi araştırmalarındaki yerleşik görüşlerle de uyum içindedir. Öz-yeterlilik duygusu kariyerin erken dönemindeki “kendini kanıtlama” evresinde önem taşımaktadır. İleri evrede ise profesyoneller performanslarını sürdürmek için birikmiş ustalıklarına güvenmektedirler. Birçok meslekte kariyer platoları ve tükenmişlik riskiyle ilişkilendirilen daha sessiz orta dönem; öz-yeterliliğin koruyucu gücünün zorlandığı bir aralık olarak görünmektedir.
Araştırma bulgularımız bakım sektörü için açık bir mesaj taşımaktadır. Öz-yeterlik mental iyi oluşu, iyi oluş da özenli ve dikkatli çalışmayı desteklemektedir. Bu nedenle kuruluşların teknisyenlerin öz-yeterliliğini geliştirmeye yatırım yapması için makul gerekçeler vardır. Mentorluk, yapıcı geri bildirim ve becerinin takdir edilmesi bir sertifika kursu kadar etkili biçimde öz-yeterliği güçlendirebilmektedir. Bulgularımız bu yatırımın özellikle orta kariyer teknisyenleri için değerli olabileceğini göstermektedir. Bununla beraber havacılık eğitiminde giderek yaygınlaşan yetkinlik temelli eğitim ve değerlendirme (CBTA) yaklaşımı teknik becerilerin yanı sıra davranışsal ve bilişsel becerilere de önem vermektedir. Bu nedenle CBTA özellikle orta kariyerin desteklenmesi için uygun bir zemin sunmaktadır.
Geleceğe bakıldığında yapay zekânın ve yeni dijital araçların bakım süreçlerine girmesiyle bakım dünyasının hızlı bir değişim dönemine girdiğini düşünmekteyiz. Kendi yeteneklerine zaten güvenen teknisyenlerin bu yeni araçlara daha az stresle ve daha sorunsuz biçimde uyum sağlaması beklenmektedir. Bu durum öz-yeterliği geliştirmeyi yalnızca bir girişim olmaktan çıkarmaktadır. Bu yatırım iş gücünün teknolojinin bir sonraki dalgasını ne denli sorunsuz karşılayacağına yönelik ileriye dönük bir yatırım hâline gelmektedir.
Sonuç olarak bu çalışma hava aracı bakım teknisyenleri için sayısal bulgularla desteklenen açık bir mesaj ortaya koymaktadır. Öz-yeterlilik; yalnızca bir kişilik özelliği değildir. Havacılığın en zorlu ve çoğu zaman yeterince görünür olmayan görevlerinden birini yürüten hava aracı bakım teknisyenlerinin mental iyi oluşunu koruyan önemli bir psikolojik kaynaktır. Uçakların emniyetli ve uçuşa elverişli kalmasını sessizce sağlayan bu teknisyenler öz-yeterliliği güçlendiren çalışma ortamlarını hak etmektedir. Bu destek mesleki yaşamın en çok ihtiyaç duyulan ancak çoğu zaman en az dikkat çeken orta kariyer döneminde daha da kritik hâle gelmektedir.
Çalışmayı destekleyen tüm UTED üyelerine teşekkür ederiz. Herkese emniyetli operasyonlar dileriz.
Makalenin tam metni: Çeken, S., & Tuncal, A. (2026). Self-Efficacy and Mental Well-Being in Aircraft Maintenance Technicians: The Role of Professional Experience in a Safety-Critical Context. Journal of Business Research Türk, 18(2), 1070–1084. https://doi.org/10.20491/ isarder.2026.222