Thumbnail
  • 15.07.2026

Lufthansa’nın Frankfurt’ta 2026 yılında, British Airways’in ise Heathrow’da 2021 yılında yaşadığı Boeing 787 burun iniş takımı olayları, farklı teknik bulgulara sahip olsa da aynı gerçeği ortaya koymuştur. Bakım sırasında bazı koruma sistemleri test amacıyla devre dışı bırakılabildiğinden, emniyet pimi gibi mekanik güvenlik ekipmanları uçağın istenmeyen hareketlerini önleyen son savunma hattını oluşturur. Bu nedenle emniyet pimi, yalnızca basit bir ekipman değil, bakım prosedürlerinin ayrılmaz bir parçası ve uçuş emniyetinin temel unsurlarından biridir.

En büyük risk rutin

Havaaracı bakımında çoğu zaman en büyük tehdidin karmaşık arızalar, beklenmedik sistem hataları ya da ağır teknik problemler olduğunu düşünürüz. Oysa bakım emniyeti tarihi bize bambaşka bir gerçeği göstermektedir. En ciddi olayların önemli bir bölümü, alışılmış işlerin içinde fark edilmeyen küçük ayrıntılardan doğmuştur. Çünkü bakım faaliyetlerinde en tehlikeli kelime çoğu zaman “RUTİN” dir.

Aynı paneli her gün açmak, aynı testi defalarca uygulamak veya aynı sistemi yüzlerce kez devreye almak zamanla doğal bir özgüven oluşturur. Deneyim kuşkusuz bakım teknisyeninin en önemli kazanımlarından biridir. Ancak deneyim, fark edilmeden rehavete dönüştüğünde en güçlü savunma katmanlarımızdan biri zayıflamaya başlar. İşte bu nedenle bakım emniyetinde kullanılan checklist’ler, prosedürler ve bağımsız kontroller yalnızca yeni başlayan personel için değil; yıllardır bu işi yapan en deneyimli teknisyenler için de vazgeçilmezdir. Her prosedürün arkasında yaşanmış bir olay vardır. Her emniyet piminin arkasında çıkarılmış bir ders vardır ve checklist üzerinde yer alan her satır, bir zamanlar atlanmış bir adımın bedelini hatırlatır.

4 Haziran 2026 tarihinde Frankfurt Havalimanı’nda Lufthansa’ya ait Boeing 787-9 Dreamliner uçağında meydana gelen burun iniş takımı çökmesi olayı da bu açıdan yalnızca teknik bir hadise değildir. Olay, bakım emniyetinde insan faktörünün ne kadar belirleyici olabileceğini yeniden gündeme taşımıştır.

Bu yazımın amacı, yaşanan olay üzerinden herhangi bir kişi ya da kurumu eleştirmek değildir. Modern havacılıkta kaza ve olay soruşturmalarının temel amacı suçlu bulmak değil, benzer olayların tekrar yaşanmasını önleyecek dersleri ortaya çıkarmaktır. Bu nedenle aşağıdaki değerlendirmeler de aynı bakış açısıyla hazırlanmıştır.

Burada önemli bir hususun altını özellikle çizmek gerekir. Bu makale hazırlanırken Alman Havacılık Kazaları Araştırma Bürosu (BFU) tarafından yalnızca ön inceleme raporu yayımlanmıştı. Dolayısıyla olayın kesin nedenleri henüz açıklanmış değildir. Bu yazıda yer verilen teknik bilgiler, BFU’nun kamuoyuyla paylaştığı doğrulanmış bulgular ve uluslararası güvenilir kaynaklarda yer alan bilgiler esas alınarak değerlendirilmiştir. Olayın oluş zincirine ilişkin nihai değerlendirme, BFU tarafından yayımlanacak kesin raporun ardından netleşecektir. Ancak bugün elimizde bulunan bilgiler bile bakım emniyeti açısından üzerinde düşünülmesi gereken önemli mesajlar içermektedir.

Frankfurt’ta Sıradan Başlayan Bir Gün

4 Haziran 2026 sabahı Frankfurt Havalimanı’nda her şey sıradan görünüyordu.

Lufthansa’nın kısa süre önce filosuna katılan Boeing 787-9 Dreamliner uçağı, Frankfurt’tan Los Angeles’a gerçekleştireceği sefer için hazırlanıyordu. Uçağa henüz yolcu alınmamıştı. Kabin hazırlıkları devam ediyor, temizlik ekipleri son kontrollerini yapıyor, bakım personeli ise bildirilen teknik arızanın giderilmesi amacıyla sistem testlerini yürütüyordu. BFU’nun ön raporuna göre bakım faaliyetleri kapsamında burun iniş takımı sistemi üzerinde fonksiyon testleri gerçekleştiriliyordu. Bu test sırasında bakım prosedürünün bir parçası olarak Weight-on-Wheels (WoW) sistemi devre dışı bırakıldı. Başka bir ifadeyle, uçağın bazı sistemleri bakım modu gereği uçağı yerde değil, havadaymış gibi algılayacak şekilde yapılandırıldı. Bu tür işlemler, uygun prosedürler eksiksiz uygulandığında bakım faaliyetlerinin doğal bir parçasıdır. Ancak aynı zamanda kritik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz yerine getirilmesini de zorunlu kılar. Test sırasında hidrolik sistem devreye alınarak iniş takımlarını kontrol eden kola toplanma komutu verildiğinde burun iniş takımı aniden katlandı.

Birkaç saniye içinde uçağın burnu apron zeminine düştü. Olay sırasında uçakta ve çevresinde görev yapan personelin savrulması sonucu çok sayıda kişi yaralandı. Resmî açıklamalara göre olayda 2 kişi ağır, 21 kişi hafif yaralanırken, uçağın burun bölümünde ve yapısal elemanlarında ciddi hasar meydana geldi.

BFU tarafından yayımlanan ön raporda dikkat çeken en önemli bulgulardan biri ise burun iniş takımını mekanik olarak emniyete alması gereken downlock emniyet piminin olay sırasında yerinde bulunmadığının tespit edilmesidir. Raporda ayrıca söz konusu pimin daha sonra aviyonik kompartımanındaki saklama kutusunda bulunduğu belirtilmektedir.

Ancak burada kritik bir ayrıntıyı tekrar vurgulamak gerekir. Ön rapor, emniyet piminin neden yerinde olmadığını açıklamamaktadır. Bu durumun prosedürel bir atlamadan mı, iletişim eksikliğinden mi, organizasyonel faktörlerden mi yoksa başka nedenlerden mi kaynaklandığı konusunda kesin bir sonuca ulaşılmış değildir. Bu soruların yanıtı, BFU’nun yayımlayacağı nihai raporla ortaya çıkacaktır.

Bununla birlikte, bugün elimizde bulunan doğrulanmış bilgiler bile bakım emniyeti açısından önemli dersler çıkarmamız için yeterli bir başlangıç noktası oluşturmaktadır.

British Airways 2021 Olayı: Benzer Sonuç, Farklı Bulgular

Frankfurt’ta yaşanan olayın ardından birçok bakım teknisyeninin aklına doğal olarak beş yıl önce İngiltere’de yaşanan benzer bir olay geldi. 18 Haziran 2021 tarihinde Londra Heathrow Havalimanı’nda British Airways’e ait Boeing 787-8 Dreamliner, park pozisyonunda bakım faaliyetleri sırasında burun iniş takımının aniden katlanması sonucu ciddi hasar gördü. Olayda can kaybı yaşanmadı ancak uçak önemli ölçüde zarar gördü ve İngiltere Hava Kazaları Araştırma Şubesi (AAIB) tarafından ayrıntılı bir soruşturma başlatıldı.

AAIB’nin yayımladığı rapor, olayın nedeni konusunda önemli teknik bulgular ortaya koydu.

Bakım sırasında burun iniş takımını mekanik olarak emniyete almak amacıyla kullanılan downlock pin, görünüş olarak benzer ancak farklı bir işlevi olan apex pin hole olarak adlandırılan başka bir deliğe yerleştirilmişti. Dışarıdan bakıldığında emniyet pimi takılmış gibi görünüyordu. Ancak gerçekte burun iniş takımını kilitleyen mekanizmayı emniyete almıyordu. Bakım testi sırasında hidrolik basınç uygulandığında mekanik emniyet devreye girmedi ve burun iniş takımı katlanarak uçağın burnunun apron zeminine düşmesine neden oldu.

AAIB raporunun en dikkat çekici sonuçlarından biri, olayın yalnızca bir teknisyen hatası olarak değerlendirilmemesiydi. Rapor; insan faktörleri, tasarımın kullanıcıyı yanıltabilme potansiyeli ve bakım prosedürlerinin uygulanma şekli gibi unsurları birlikte ele aldı. Soruşturma sonunda Boeing, yanlış deliğe emniyet pimi takılmasına imkân veren tasarım ayrıntısını değiştiren bir servis bülteni yayımladı ve ilgili modifikasyon daha sonra uçaklara uygulanmaya başlandı. Bu olay, havacılıkta emniyet kültürünün önemli bir özelliğini bir kez daha ortaya koydu: Amaç suçlu aramak değil, sistemin zayıf yönlerini tespit ederek benzer olayların tekrarını önlemektir.

Lufthansa Olayı Neden Farklı Değerlendiriliyor ?

İlk bakışta Frankfurt’taki Lufthansa olayı ile British Airways vakası birbirine oldukça benzer görünmektedir. Her iki olay da bakım sırasında meydana gelmiş, her ikisinde de burun iniş takımı katlanmış ve her ikisi de Boeing 787 ailesine ait uçaklarda yaşanmıştır. Ancak bugün elimizde bulunan resmî bilgiler, bu iki olayın aynı teknik nedenle meydana geldiğini söylemek için yeterli değildir.

BFU’nun ön raporunda yer alan bulgular, Lufthansa uçağında British Airways olayındaki gibi yanlış deliğe takılmış bir emniyet pimine ilişkin bir tespit içermemektedir. Bunun yerine raporda, olay sırasında emniyet piminin yerinde olmadığı ve daha sonra aviyonik kompartımanındaki saklama kutusunda bulunduğu belirtilmektedir. Bu önemli bir farktır. Ancak bu fark, olayın nedenini tek başına açıklamaz. Pimin neden yerinde olmadığı, bakım sürecinin hangi aşamasında bu durumun oluştuğu, prosedürlerin nasıl uygulandığı, ekip içi iletişimin veya organizasyonel faktörlerin olaydaki rolü hakkında kesin değerlendirme yapabilmek için BFU’nun nihai raporunu beklemek gerekir.

Dolayısıyla bugün söyleyebileceğimiz en doğru ifade şudur: British Airways olayı ile Lufthansa olayı benzer sonuçlar doğurmuş olsa da, mevcut resmî bulgular bu iki olayın aynı nedenle meydana geldiğini göstermemektedir. Bu ayrım önemlidir. Çünkü havacılıkta her olay, yalnızca sonuca bakılarak değil, doğrulanmış teknik bulgular ışığında değerlendirilir.

Bir Pimin Ötesinde Bir Emniyet Kültürü

Her iki olayın da ortak noktası, bakım emniyetinde fiziksel emniyet tedbirlerinin vazgeçilmez olduğunu bir kez daha göstermesidir. Bir Boeing 787’nin burun iniş takımı, gelişmiş hidrolik sistemler, elektronik kontrol üniteleri ve yazılımlarla yönetilir. Ancak bakım sırasında bu sistemler test moduna alındığında, bazı koruma katmanları bilinçli olarak devre dışı bırakılır. Bu noktada uçağı koruyan en önemli güvenlik unsurlarından biri, mekanik emniyet pimi hâline gelir. Bu nedenle emniyet pimi yalnızca bir ekipman değildir; bakım prosedürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Yerine takıldığında sıradan görünen bu küçük metal parça, aslında tonlarca ağırlıktaki bir uçağın hareketini fiziksel olarak engelleyen son güvenlik bariyerlerinden biridir.

Belki de bu yüzden bakım emniyetinde sıkça kullanılan şu ifade hiç eskimez:

“Kritik işlemler, en basit görünen adımlarda kaybedilir.” Ve tam da bu noktada asıl soru başlar: Bir emniyet pimi neden yerinde olmaz? Bu sorunun cevabı yalnızca “unutuldu” ya da “takılmadı” gibi basit açıklamalarla verilemez. Çoğu zaman bunun arkasında iletişim, zaman baskısı, görev paylaşımı, alışkanlıklar, organizasyonel etkenler ve insan faktörleri birlikte rol oynar. İşte bu nedenle bakım emniyetini anlamak için yalnızca teknik sistemi değil, insanı ve çalışma ortamını da anlamak gerekir

Çıkarılacak Dersler: Bir Olaydan Daha Fazlası

Frankfurt’ta yaşanan olayın kesin nedenleri, BFU tarafından yayımlanacak nihai raporla netleşecektir. Dolayısıyla bugün herhangi bir kişi, ekip ya da organizasyon hakkında kesin yargılarda bulunmak doğru değildir.

Ancak havacılıkta emniyet kültürünün en önemli özelliklerinden biri de budur. Bir olayın tüm ayrıntıları henüz ortaya çıkmamış olsa bile, doğrulanmış bulgular üzerinden benzer riskleri değerlendirmek ve kendi süreçlerimizi gözden geçirmek mümkündür. Belki de bu nedenle Lufthansa olayı yalnızca bir şirketin yaşadığı teknik bir olay olarak değil, tüm bakım camiasının üzerinde düşünmesi gereken bir emniyet dersi olarak görülmelidir. Çünkü her teknisyen, kariyerinin bir döneminde benzer şartlarda çalışmıştır. Gece vardiyasında, Zaman baskısı altında, Birden fazla ekibin aynı uçak üzerinde görev yaptığı bir bakım faaliyetinde, Bir arıza giderilmeye çalışılırken, diğer tarafta operasyonun uçağı bir an önce sefere hazırlama baskısı hissedilirken...İşte insan faktörü tam da bu ortamda devreye girer.

Tehlike, Bilmemek Değil; Alışmaktır

Mesleğe yeni başlayan bir teknisyen genellikle daha yavaş çalışır. Checklist’i satır satır okur. Her adımı dikkatle uygular. Çünkü hata yapmaktan çekinir. Yıllar geçtikçe bilgi artar, el alışır ve deneyim kazanılır. Bu son derece değerlidir. Ancak aynı deneyim, fark edilmeden yeni bir risk oluşturabilir: “Ben bunu zaten biliyorum.”

İnsan faktörleri eğitimlerinde buna aşırı özgüven kaynaklı rehavet (complacency) adı verilir.

Rehavet, dikkatsizlik değildir. Aksine çoğu zaman yüksek deneyimin yan etkisidir. Aynı işi yüzlerce kez sorunsuz yapmak, beynin bazı adımları otomatikleştirmesine neden olur. Bu da checklist’i gerçekten okumak yerine, “okuduğunu varsaymaya” dönüşebilir. Oysa checklist’in amacı hafızayı test etmek değildir. Checklist, hafızaya güvenmememiz için vardır. Çünkü insan beyni, en deneyimli olduğu konuda bile hata yapabilir.

“Birisi Yapmıştır” Düşüncesi

Bakım organizasyonlarında görevler çoğu zaman ekipler arasında paylaşılır. Bir teknisyen kokpitte çalışırken, diğeri iniş takımında, bir başkası hidrolik panelinde görev yapabilir. Bu çalışma düzeni verimlidir. Ancak beraberinde görünmeyen bir risk getirir. Sorumluluğun dağılması. “Herhâlde diğer ekip kontrol etmiştir.”,”Muhtemelen pimi takmışlardır.” ,”Ben başlamadan önce zaten tamamlanmıştır.” İnsan zihni, özellikle yoğun operasyon temposunda bu varsayımları farkında olmadan üretir. Oysa havacılıkta en tehlikeli kelimelerden biri “herhâlde” olabilir. Çünkü emniyet, varsayımlar üzerine kurulamaz. Emniyet yalnızca doğrulama üzerine kurulabilir. Bu nedenle kritik bakım işlemlerinde “gördüm” ile “öyle olduğunu düşündüm” arasında hayati bir fark vardır. 

Independent Inspection Neden Vardır? Bazı teknisyenler bağımsız kontrolü yalnızca bir prosedür gerekliliği olarak görebilir. Oysa Independent Inspection’ın temel amacı farklıdır. Bu uygulama, işi yapan kişinin yetersiz olduğu varsayımıyla geliştirilmemiştir. Tam tersine; İşi yapan kişinin de insan olduğu kabul edilerek geliştirilmiştir. İnsan yorulur, İnsan acele eder, İnsanın dikkati dağılır, İnsan bazen yaptığı işi yaptığını zanneder.

İşte ikinci bir teknisyenin bağımsız kontrolü, bu doğal insan sınırlılıklarını dengeleyen en güçlü savunma katmanlarından biridir.

Havacılıkta birçok ciddi olay, yalnızca ikinci bir kişinin “Bir dakika... Bunu tekrar kontrol edelim.” demesi sayesinde önlenmiştir. Bu nedenle bağımsız kontrol, zaman kaybı değil; emniyet kazancıdır. Bakımda konuşmak yetmez, doğrulamak Gerekir. Bakım eğitimlerinde öğretilen en temel prensiplerden biri, kritik bilgilerin yalnızca iletilmesi değil, karşılıklı doğrulanmasıdır.  

Örneğin:”Pin takıldı.” Bu bir bilgi aktarımıdır. Ancak emniyet açısından yeterli değildir.Doğru yaklaşım şudur: “Pin takıldı.””Kontrol edildi, pin yerinde.” İki kısa cümle...Sadece birkaç saniye. Ancak bazen bu birkaç saniye, milyonlarca dolarlık hasarı ve en önemlisi insan hayatını etkileyebilecek sonuçları önleyebilir.

İyi ekipler yalnızca birlikte çalışan ekipler değildir. İyi ekipler, birbirlerinin işini emniyetli şekilde doğrulayan ekiplerdir. “Biz Bunu Hep Böyle Yapıyoruz” Sendromu Bakım insan faktörleri literatüründe buna Normalization of Deviance denir. Türkçeye kabaca “sapmanın normalleşmesi” olarak çevrilebilir. Süreç içinde küçük prosedür sapmaları, herhangi bir olumsuz sonuç doğurmadığında zamanla “normal” kabul edilmeye başlanır.

Örneğin: “Checklist’i tam okumadan da bu işi yapıyoruz.”,”Bu kontrolü atlasak da bugüne kadar sorun olmadı.”, “Zaten bu uçağı tanıyoruz.” İlk bakışta bu cümleler masum görünebilir. Ancak havacılık tarihi bize gösteriyor ki birçok ciddi olayın başlangıcı tam da bu düşünce biçimidir. Prosedürlerden küçük tavizler zamanla alışkanlığa dönüşür. Alışkanlık ise bir süre sonra görünmez hâle gelir. İşte gerçek tehlike de burada başlar. Çünkü kişi artık kuralı ihlal ettiğini bile fark etmez. 

Emniyet Kültürü Küçük Ayrıntılarda Başlar.

Frankfurt’ta yaşanan olayın kesin nedenlerini bugün bilmiyoruz. Ancak şunu biliyoruz:

Bir uçağı emniyetli yapan yalnızca tasarımı değildir. Onu emniyetli yapan; prosedüre bağlı kalan teknisyen, gerektiğinde “dur” diyebilen ekip arkadaşı, checklist’i gerçekten okuyan bakım personeli ve “bir kez daha kontrol edelim” demekten çekinmeyen emniyet kültürüdür. Tonlarca ağırlığındaki bir uçağı bazen birkaç yüz gramlık bir emniyet pimi ayakta tutabilir. Ancak o pimin doğru zamanda, doğru şekilde kullanılmasını sağlayan şey teknoloji değil, insandır ve insanın en güçlü yardımcısı da; disiplin, prosedür ve ekip çalışmasıdır.

Asıl Koruma Sistemi İnsan Faktörüdür

Havacılık, emniyet kültürü üzerine inşa edilmiş bir sektördür. Bugün kullandığımız her bakım prosedürü, her kontrol listesi ve her bağımsız denetim uygulaması geçmişte yaşanan olaylardan çıkarılan derslerin ürünüdür. Bu nedenle bakım faaliyetlerinde uygulanan hiçbir adım “fazladan iş” olarak görülmemelidir. Frankfurt’ta yaşanan Lufthansa Boeing 787-9 olayı, henüz soruşturması tamamlanmamış bir olaydır. Bu yazının hazırlandığı tarihte elimizde yalnızca BFU tarafından yayımlanan ön rapor bulunmaktadır. Nihai raporun yayımlanmasıyla birlikte olayın teknik, organizasyonel ve insan faktörlerine ilişkin nedenleri daha ayrıntılı biçimde ortaya çıkacaktır.

Ancak bugünden söyleyebileceğimiz bir gerçek vardır. Havacılık emniyeti yalnızca gelişmiş teknolojiye dayanmaz. Bir Boeing 787; gelişmiş aviyonik sistemlere, elektronik uçuş kontrol bilgisayarlarına, karmaşık hidrolik sistemlere ve milyonlarca satır yazılıma sahip olabilir. Buna rağmen bakım sırasında uygulanan temel emniyet tedbirlerinden biri ihmal edildiğinde, fizik kuralları teknolojiye üstün gelir. Bu nedenle bakım teknisyeninin görevi yalnızca bir parçayı değiştirmek veya bir arızayı gidermek değildir. Asıl görevi, uçağın emniyet zincirindeki son halkalardan biri olmaktır. Her imzalanan bakım kaydı, Her sıkılan cıvata, Her tamamlanan checklist, Her bağımsız kontrol ve her yerine takılan emniyet pimi bir sonraki uçuşta yüzlerce insanın güvenliğine doğrudan katkı sağlar.

Bu nedenle bakım emniyeti, yalnızca prosedürleri bilmek değil; onları her defasında aynı dikkat ve disiplinle uygulayabilmektir. Deneyim çok değerlidir. Ancak deneyim, prosedürlerin yerine geçemez. Hız önemlidir. Ancak hız, emniyetin önüne geçemez. Teknik bilgi vazgeçilmezdir. Ancak güçlü bir emniyet kültürü olmadan tek başına yeterli değildir. Belki de Frankfurt’taki olayın bize hatırlattığı en önemli gerçek budur. Gerçek profesyonellik, en karmaşık arızayı çözebilmekten önce, en rutin işi ilk günkü dikkatle yapabilmektir. Çünkü büyük olaylar çoğu zaman büyük hatalarla başlamaz. Bir kontrolün ertelenmesi, Bir varsayım, Eksik bir doğrulama, Ya da “bir şey olmaz” düşüncesi İstenmeyen olaylar zincirinin ilk halkası olabilir.

Bakım organizasyonlarında sıkça kullanılan bir ifade vardır: “Emniyet, bir hedef değil; her gün yeniden gösterilmesi gereken bir davranıştır.” Belki de bu yazının sonunda hepimizin kendimize sorması gereken soru şudur: Bugün vardiyaya başladığımda, yaptığım en rutin işe bile ilk günkü dikkatle yaklaşabilecek miyim?Eğer bu yazı, bir teknisyenin kritik bir bakım adımından önce checklist’i bir kez daha dikkatle okumasını sağlarsa. Bir ekip arkadaşının “Birlikte tekrar kontrol edelim.” demesine vesile olursa... Ya da herhangi bir bakım faaliyetinde küçük görünen bir ayrıntının gözden kaçmasını engellerse...

Amacına ulaşmış olacaktır. Çünkü havacılıkta gerçek başarı, yaşanmış olayları konuşmak değil; benzer olayların hiç yaşanmamasını sağlamaktır.

Bugünden çıkarabileceğimiz önemli dersler vardır: 

• Checklist’i hafızanızın yerine koymayın.

• Varsaymayın, doğrulayın.

• Independent Inspection uygulamalarını bir formalite değil, emniyet bariyeri olarak görün.

• Kritik bakım adımlarında iletişimi mutlaka karşılıklı teyitle tamamlayın.

• “Biz bunu hep böyle yapıyoruz.” cümlesini duyduğunuzda durup yeniden düşünün.

• Zaman baskısının hiçbir zaman emniyet prosedürlerinin önüne geçmesine izin vermeyin.

Unutmayalım ki bakım emniyetinde en güçlü savunma hattı teknoloji değil; prosedürlere bağlı, sorgulayan, doğrulayan ve ekip çalışmasına önem veren bakım profesyonelleridir.

Önerdiklerimiz

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği