Bekleme Ekranından Çık
Thumbnail
  • 06.09.2022

İSTANBULDA BİR CENNET:

AYNALIKAVAK KASRI

 

Osmanlı Devleti’nin İstanbul’daki dördüncü büyük sarayı olan Tersane Sarayı, diğer adı ile Aynalıkavak Sahil Sarayı’ndan günümüze ulaşabilen tek yapı.  Okmeydanı yamaçlarından Haliç kıyılarına doğru uzanan alan, tarihî kaynaklara göre Bizans döneminde imparatorlara ait bir gezinti ve dinlenme yeridir. Fatih Sultan Mehmed’in (1444-1481) İstanbul’u fethinden sonra, Osmanlı sultanlarının da ilgisini çeken bu büyük koruluk, bölgede kurulan Osmanlı tersanesinden dolayı, bahçeleriyle birlikte “Tersane Hasbahçesi” adıyla anılmıştır.

 

Bir cennet bahçe, bir görkemli yapı, kısaca İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Kasımpaşa Sütlüce yolu üzerinde bulunan bir kasr’dayım bu ay, Aynalıkavak Kasrında. Eski tarihçilerin ‘Liman Denizi’ dedikleri Haliç’in kıyıları aslında Bizans döneminde yazlık olarak kullanılıyor idi. Ünlü gezgin Evliya Çelebi der ki, Kasrın bulunduğu alan Bizans döneminde imparatorlara başlayarak, Okmeydanı ve Kasımpaşa sırtlarına doğru gelişen bağ ve koruluktur. İstanbul’un fethinden sonra sultanların beğenisini kazanmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun tersanesi de Kasımpaşa’da kurulunca ‘Tersane Has bahçesi’ adını almıştır. Evliya Çelebinin ifadesine göre, fethin hemen ardından burada otağ ı hümayun kurularak ganimetler dağıtılmış ve Fatih Sultan Mehmet aynı yerde bir kasır, sofalar, havuz şadırvanlar ve hamam yapılmasını ferman eylemiştir.12.000 servi ağacı dikilmesini de istemiştir. Bu sayı biraz abartılıdır, ancak burası bir ormandır.

Aynalıkavak Kasrı 300 yıl boyunca Haliç kıyısını süslemiştir. Tersane Has bahçesi çeşitli yapılaşmalarla kasırlar ve köşklerle süslenmiştir. Bu yapıların tümüne ‘Tersane Sarayı’ denilmiştir. Saray bütünü içinde yer alan 1703-1730 yılları arasında tahtta bulunan Sultan 3. Ahmet döneminde yapılan Aynalıkavak Kasrı Sultan 3. Selim döneminde, sonra da Sultan 2. Mahmut döneminde değişikliklere uğramış ve bugünkü görünümünü almıştır. Bazı kaynaklar yapıların inşasına Fatih Sultan Mehmet döneminde başlandığını belirtirken bazı yerlerde de Kanuni Sultan Süleyman dönemi olduğu ifade edilir.

 18.yy. Osmanlı mimarisinin tüm özeliklerinin yer aldığı kasırda 5 oda,1 sofa ile misafirlerin kabul edildiği arz odası bulunmaktadır. Sultan 3. Selimin altın yaldızlı tuğrası Divanhanede tavan eteğinde bulunmaktadır. Kasrın çatısı geniş saçaklarla süslenmiş oldukça zarif bir yapıdır.

Sultan Abdülmecid’in hükümdarlığı sırasında yeniden restore edilmiş olan yapı 1975 yılında Milli Sarayların himayesine geçtikten sonra 1984 yılında müze-saray niteliği kazanmıştır. Son olarak 2010 yılında da ziyarete açılmıştır. Kasrın alt katı da aynı zamanda Sultan 3.Selim’in Türk musikisi aletlerinin sergilendiği bir müze durumundadır. Bunlar, kemençe, keman, bendir, ney, tambur, ud gibi müzik aletleridir.

Kasrın odaları sedir ya da sedirimsi kanepe, mangal, kandil gibi mobilyalarla döşenmiştir.

Gelelim Aynalıkavak isminin anlamına, bir rivayete göre, Aynalıkavak adı, Sultanın, Venedik doçu (Venedik şehri yöneticisi) tarafından kendisine hediye edilen ve Osmanlıda düz pencere camı üretilmediği için oldukça kıymetli olan kristal Venedik aynalarına uygun (Kavak boylu aynalara) yakışacak bir kasır yapılmasını istemesinden almıştır.

Aynalıkavak kasrından çok etkilendiğimi belirtmek isterim. Özellikle burası şehrin tam ortasında adeta bir vaha gibi. Kasrın arka bahçesindeki havuzun kenarında oturup dinlenmek bir demli çay içmek inanın müthiş keyifli. Arka bahçede güzel bir kafe mevcut. Aynalıkavak kasrını mutlaka görün inanın burada ruhunuz dinlenecek ve çok beğeneceksiniz.

1968 © Uçak Teknisyenleri Derneği